BILDIRCIN YETİŞTİRİCİLİĞİ Üretmek Para Kazanmak

emine Emine Fire Avatar

BILDIRCIN YETİŞTİRİCİLİĞİ

Prof.Dr. Şeref İNAL

Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi
sinal@selcuk.edu.tr
 bıldırcın
 

1. TARİHÇE
Bıldırcınlar tavuk ve sülünlerle yakın bir bağa sahiptir. Bıldırcının evciltilmesi 11. yüzyılda Japonya veya Çinde gerçekleştirilmiştir. Japon bıldırcınları, 12. yüzyıldan önce Japonyada zevk için ve özellikle sesleri için yetiştirilmiş, sonraları et ve yumurta üretiminde kullanılmış ve son zamanlarda bir laboratuar hayvanı olarak da önemi artmıştır. İkinci Dünya Savaşı esnasında birçok bıldırcın soyu kaybedilmiş, ötücü soy ise tamamen ortadan kalkmıştır. Savaş sonrası yeni bıldırcın soyları yetiştirilmek üzere yabani bıldırcınlardan da yararlanılmıştır. Sürüler vücut ağırlığı, yumurta verimi ve tüy rengi gibi faktörler bakımından selekte edilmiştir.
Küçük vücudu nedeniyle et üretiminde hiç bir zaman piliçler gibi popüler olamamış ancak özel yiyecekler sınıfında yerini almıştır. Ortadoğu, Asya ve Avrupada yaygın olarak tüketiliyorsa da Kuzey Amerika ve Avustralyada tüketim oldukça düşüktür (12).
Amerika Birleşik Devletlerinde 1870lerin sonları, 1920lerde ve 1955 yılında tanıtıldı (37, 66, 74). İngilterede 1940ların sonlarında tanındı ve vücut büyüklüğü ve/veya yumurta verimi bakımından selekte edildi. Bugün öncelikle Çin ve Japonya olmak üzere Fransa, İtalya, Rusya ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde önemle üzerinde durulmaktadır. Hong Kongta her biri yaklaşık 50, 000 yumurta kapasiteli 60 dolayında kuluçka işletmesi bulunmaktadır. Yılda yaklaşık olarak 25 milyon civciv çıkarılmaktadır.
Bıldırcınların sınıflandırılması, morfolojisi, tarihi, bakım ve beslemesi Stanford (66), Badgett ve Ivey (7) ve Wetherbee (74) tarafından araştırılmıştır.

 
2. ZOOLOJİK SİSTEMDEKİ YERİ
Sınıf..............   :Aves
Takım............  :Galli
Alt takım........ :Galliformes
Familya......... :Phasionidae
Cins..............  :Coturnix
Tür.................  :Coturnix coturnix
Coturnix coturnix coturnix (Avrupa bıldırcını)
Coturnix coturnix japonica (Japon bıldırcını)

 

Güney yarım kürede yaklaşık 70 bıldırcın ırkı olduğundan söz edilmektedir (35). Japon bıldırcını; coturnix bıldırcını, Faroah bıldırcını, ekin bıldırcını veya doğu bıldırcını adlarıyla da anılmaktadır. Bıldırcın ırkları arasında Manchurian Golden, British Range, English White ve Tuxedo gibi ırklar vardır (20).

 bıldırcın

3. KULUÇKA
Evcil bıldırcınlar tabii kuluçka içgüdülerini kaybetmişlerdir. Evcil bıldırcınların üretilebilmesi için suni kuluçka yolu kullanılmalıdır. Bıldırcın yumurtalarının kuluçka süresi yaklaşık 17-18 gündür (69, 57, 20). Kuluçka şartları konusunda bilgi veren birçok araştırıcı (77, 69, 57, 20) birbirinden az çok farklı ısı ve nem değerleri bildirmişlerdir. Bu konuda elde edilen bilgiler Tablo 1de özetlenmiştir. Döllü yumurtalar günde 2-3 defa toplanmalı yumurtaların ısısının oda ısısına düşmesi sağlandıktan sonra 55  °F veya 10-13  °Cde ve % 70 nemli ortamda depolanmalıdır. Depolama ısısı 4  °Cnin altına ve 24  °Cnin üstüne çıkmamalıdır. Kuluçkaya konan yumurtaların depoda bekledikleri her 1 gün için çıkış gücünde % 3lük düşüş tespit edilmiştir (77). Kuluçkanın 5-8. gününde yumurtaların ışığa tutularak muayene edilmesiyle dölsüz yumurtalar ile embriyo ölümleri belirlenebilir. Kuluçka öncesi embriyonik ölümler 3 haftalık depolama süresini aşan hallerde belirgin şekilde artmaktadır (Tablo 2).

 

Tablo 1. Bıldırcın yumurtaları için kuluçka şartları.

 
                    Kuru ampul            Islak  ampul           Nem
Günler        °F                  °C     °F            °C        %
0-14           99.2-99.5   36.5-38.0      84-87      30.6        50-60
15-18          99.0-99.5   37.0-38.0      90-94      32.2         65-85


Tablo 2. Kuluçkalık yumurtaların depolanma süresinin fertilite ve çıkış gücüne etkisi (77).

Depolama süresi       Yumurta sayısı    Fertilite   Çıkış gücü
2-8 gün               667               79          69
9-15 gün              584               73          53
16-22 gün             499               65          26
23-29 gün             521               45          10
 

Suksupath ve Tanpipat (68) bıldırcın yumurtalarını kuluçkaya koymadan önce toprak kavanozlarda (27.6-28.4 °C), soğuk odada (15.4-16.0 °C) ve normal oda sıcaklığında (29.0-30.5 °C) tuttukları çalışmalarında en iyi kuluçka randımanının soğuk odada tutulan yumurtalarda elde edildiğini, toprak kaplarda 5-8 gün tutulan yumurtaların normal oda sıcaklığında aynı süre tutulan yumurtalarda daha yüksek randıman verdiğini ve her üç depolama şeklinde de sürenin uzamasıyla randımanın düştüğünü tespit etmişlerdir.
Kuluçkanın 7. gününde folliküllerden gözle görülebilir tüyler çıkar. 14. günde yumurta sarısı tamamen tükenir. Bıldırcın embriyosunda ölümler 1-2. günlerde ve ilk tüylenme dönemlerinde olmaktadır. Bu özellikleriyle de tavuklara ve özellikle hindilere benzemektedirler.
Kuluçkaya konduktan 380 saat kadar sonra çıkışlar başlar ve yaklaşık 10 saatte civcivler çıkar. Çıkan civcivlerin kurumasını sağlamak amacıyla civcivler en az 5 saat makinada bırakılmalıdır. İlk ve son civcivin çıkışı kısa bir süre içinde gerçekleşir. Kuluçka şartlarındaki aksaklıklar kuluçka süresinin uzamasına ve civciv çıkışının bazan 2-3 gün sürmesine neden olur. Kaliforniya Üniversitesinde yapılan bir çalışmada (1), kuluçka süresi 393.6 q 1.2 saat olarak belirlenmiştir. 700 yumurta kullanılarak yapılan bir çalışmada ağırlığı ortalamanın altında olan, uzunluk ve genişliği uç değerlere sahip yumurtaların kuluçka randımanın düşük olduğu tespit edilmiştir (65).
Bıldırcın yumurtalarında döllülük konusunda çalışan Sittmann ve Abplanalp (60) erkeklerin dişilerden ayrılmasından 11 gün sonra fertil yumurta elde edilebildiğini, ortalama fertilite süresinin 6.3 gün olduğunu ve ilk çiftleşmeden ortalama 3.5 gün sonra fertil yumurta alınabildiğini bildirmişlerdir.
Insko ve ark. (31) kuluçkalık yumurtalar üzerinde yaptıkları çalışmada; yumurta veriminin 1. ve 8. ayında topladıkları yumurtaları yaklaşık 14 °Clik ısıda depolamışlar, 14 gün boyunca 2 saatte bir kere döndüren, 37.5 °Clik kuru ısı ve % 61 relatif nemde çalışan kuluçka makinası kullanmışlardır. 14. günde transfer edilen yumurtalardan çıkış gerçekleştikten sonra sağlam yumurtalar açılarak kırık yumurta ve fertilite kontrolü yapılmıştır. Denemede elde edilen yumurtalar ağırlıklarına göre gruplandırılarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar Tablo 3de verilmiştir.
Kuluçka makinasında olabilecek elektrik kesintileri ve kapısının açık kalması gibi durumlarda ne gibi sonuçlar elde edilebileceği konusunda yapılan bir çalışmada elde edilen bulgular Tablo 4de verilmiştir (10). Bu çalışmada 4 değişik uygulama söz konusudur; Kontrol, kapı kapalı günlük 8 saat kesinti, kapı kapalı günlük 12 saat kesinti ve kapı günde 12 saat açık.
Gerek ebeveyn ve gerekse yavru kanyakınlığının kuluçka verimini etkilediği bilinmektedir. Sittmann ve ark. (64) % 50 kanyakınlığı olan civcivlerin kuluçka çıkış oranının kontrole nazaran 46 puan daha düşük olduğunu, ebeveyn ve yavru kanyakınlığının her % 10 artışında kuluçkadan çıkış oranının sırasıyla % 3 ve % 7 düştüğünü tespit etmişlerdir. Ayrıca kanyakınlığının kuluçkalık yumurtaların depolanması üzerine etkisini ortaya koymak amacıyla yaptıkları incelemede, fazladan 1 hafta daha (8.-14. günler arası) 13 °Cde bekletmenin kontrol grubu yumurtaları etkilemediğini, kanyakınlığı bulunan embriyoların çıkış gücünü önemli miktarda düşürdüğünü bildirmişlerdir. İlk 5 haftalık yaşa kadar ki ölüm oranının ebeveyn ve yavru kanyakınlığının her % 10luk artışında sırasıyla % 2 ve 4 arttığını, 5-16. haftalar arasında erkek ve dişilerdeki yaşama gücünün ise % 0.8 ve 1.9 azaldığını, kanyakınlığının dişilerde seksüel olgunluğun gecikmesine ve infertilitenin artmasına neden olduğunu, kanyakınlığının her % 10luk artışında fertilitenin % 11 düştüğünü ve kuluçkaya 0.4 daha az yumurta konulmasına neden olduğunu, ayrıca yumurta veriminin 1.5 yumurta ve yumurta ağırlığının yaklaşık 0.2 gram düştüğünü tespit etmişlerdir.
 

4. BAKIM
Kuluçkadan çıkan civcivlere önce % 2-5 oranında şeker içeren su verilmelidir. Şekerli su verildikten yaklaşık 3-4 saat sonra yemleri verilebilir. Civcivlere yemin su ile birlikte verilmesi durumunda, sindirim kanalının boşalması gerçekleşmeyecek ve ilk birkaç gün civciv ölümleri artacaktır. Civcivlerin, hayatlarının ilk birkaç gününde sulukların içine düşmelerini önlemek amacıyla çakıl taşı veya tel örgü kullanılmalıdır. Civcivler ilk üç hafta taban teli genişliği 0.5 cm} olan kafeslerde yetiştirilir. İlk üç hafta devamlı ışık verildikten sonra günlük 14-18 saat ışık uygulanır (77, 20).

Tablo 3. Kuluçka randımanı üzerine yumurta ağırlığının etkisi (31).

YUMURTA VERİMİNİN 1. AYINDA (GENÇLERDE)

Yumurta ağırlık     Yumurta sayısı    Fertilite      Sağlam civciv     Civciv     Çıkış oranı
grupları                              oranı          sayısı            Fertil     Toplam
6.1-6.5             13                30.76          0                 0.00         0.00
6.6-7.0             22                50.00          3                 27.27       13.64
7.1-7.5             90                84.44          49                64.47       54.44
7.6-8.0             125               84.00          81                77.14       64.80
8.1-8.5             276               85.87          166               70.04       60.14
8.6-9.0             687               92.58          495               77.83       72.05
9.1-9.5             1388              92.29          1053              82.20       75.86
9.6-10.0            1233              91.48          912               80.85       73.97
10.1-10.5           869               92.41          662               82.44       76.18
10.6-11.0           333               93.99          261               83.39       78.38
11.1-11.5           110               89.09          77                78.57       70.00
11.6-12.0           37                81.08          17                56.67       45.95
Toplam              5183              91.11          3776              79.97       72.85
 

 

YUMURTA VERİMİNİN 8. AYINDA (YAŞLILARDA)

Yumurta ağırlık   Yumurta sayısı   Fertilite  Sağlam civciv   Civciv   çıkış oranı
grupları                           oranı          sayısı       Fertil     Toplam
6.1-6.5           54               33.33            2           11.11     3.70
6.6-7.0           102              36.27            9           24.32     8.82
7.1-7.5           188              52.66            41          41.41     21.81
7.6-8.0           442              65.38            125         43.25     28.28
8.1-8.5           543              60.77            159         48.18     29.28
8.6-9.0           712              62.36            186         41.89     26.12
9.1-9.5           560              55.54            161         51.77     28.75
9.6-10.0          441              65.99            186         63.92     42.18
10.1-10.5         144              69.44            72          72.00     50.00
10.6-11.0         80               58.75            32          68.08     40.00
Toplam            3266             60.20            973         49.49     29.79
 

 

Tablo 4. Kuluçka makinasında olabilecek kesinti ve kapının açık olması durumlarında kuluçka süresi ve randıman değerleri (10).
                                  Elektrik kesik,   Kapı kapalı  Kapı açık
                       Kontrol    8 saat            12 saat      12 saat
Yumurta sayısı,adet    200        200               200          200
Kuluçka süresi, gün    17         23                33           34
Randıman, %            42         54                9            10
 

Bıldırcın civcivleri için oda sıcaklığı 27-29 °C, civciv seviyesindeki ısı ise 35-37 °C arasında olmalıdır (59). Bu sıcaklığın sağlanabilmesi amacıyla soba veya infra-red lambalar kullanılabilir. Fakat en uygun olanı civcivlerin rahat olmasını sağlayacak ısının hayvanların hareketlerine bakarak belirlenmesidir. Özellikle düşük ısıdan sakınmalıdır. Üşüyen bıldırcın civcivleri birbirlerine sokularak hatta üst üste yığılarak ısınmaya çalışırlar. İlk birkaç gün içindeki ölümlerin çoğunluğunun sebebi ısı düşüklüğüne bağlı sıkışmalar ve ezilmelerdir. Yine hayvanların hareketlerine bağlı olarak her hafta sıcaklık 2-2.8 °C azaltılabilir. Her hafta ısı azaltılarak 5-6. haftalarda en iyi yumurta veriminin sağlandığı 21-22 °C civarına ulaşılır (15, 24). Her ne kadar bıldırcınların iyice büyüyünceye kadar ısıya duyarlı oldukları söylenirse de Freeman (22) kritik çevre sıcaklığının 1. haftada 35 °C, 2. haftada 31 °C ve 3. haftada 23 °C olduğunu göstermiştir. Zamanla çevre sıcaklığı 5. haftada fert olarak barındırılan bıldırcınlarda 19 °Cnin altına düşürülmüştür. Sefton ve Siegel (59) 5. haftada en düşük ısı 15.5 °C olacak şekilde yetiştirme yapmışlardır.
Bıldırcınların barındırıldığı ortamın nemliliği hakkında her hangi bir bilgi bulunamamıştır, fakat bıldırcınlar oldukça farklı derecedeki nemli ortamlara tahammül edebilirler (15). Arıtürk ve ark. (6) bıldırcınlarda yaptıkları araştırmada sabit çevre şartları oluşturmak amacıyla 28 °C oda ısısı ve higrostat ile nemlendirici kullanarak % 70-80 relatif nem sağlamaya çalışmışlardır.
Yetiştirme odasında bıldırcın kokusunun oluşması ve temiz havaya olan ihtiyaç nedeniyle yeterli miktarda havalandırma yapılmalıdır.
Bıldırcınlarda görülebilecek gagalama ve kanibalism durumlarında gaga kesimi, ışık yoğunluğunun azaltılması, yemde selüloz ve grit arttırılması gibi tedbirler alınabilir.

5. BESLEME
Japon bıldırcınlarıyla çalışan araştırıcılar genellikle % 25-29.4 ham protein içeren hindi başlangıç yemi kullanmışlardır. Howes (29) % 23 protein ve 2090 kcal verim enerjisi içeren mısır ve soya küspesine dayalı rasyonu kullanmıştır. 9 haftalık bıldırcınlarda, % 18-36 arasında protein içeren rasyonların verildiği gruplar arasında önemli bir farklılık bulamamıştır. Enerjinin 2530 kcal/kgı aştığı durumlarda ölümlerin arttığını ve bunun rasyondaki yüksek orandaki yağın değerlendirilmesindeki yetersizlikten kaynaklandığını belirtmiştir. Metionin ilavesi yumurta verimini arttırmış, glisin ve lizin ise etkili olmamıştır. Protein oranı % 16 ve 20 olan rasyonlarla beslenen bıldırcınların canlı ağırlıkları % 24 proteinle beslenen bıldırcınlardan daha hafif bulunmuştur. % 20 oranındaki protein oranı yumurta verimini biraz geciktirmiş, % 16 protein ise durdurmuştur. % 16 proteinli rasyona metionin, glisin ve lizin ilavesi yumurta verimini artırmıştır. Weber ve Reid (72) 5 haftalık bıldırcınların protein ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada, 5 birimlik artışlarla % 13den % 35e kadar değişen rasyonları kullanmışlar ve % 24 proteinli rasyonun ihtiyacı karşıladığını tespit etmişlerdir. En iyi protein birikimi, yemden yararlanma ve canlı ağırlık artışının enerji/protein oranının 36-38 olduğu rasyonla sağlandığını bildirmişlerdir.
Sefton ve Siegel (59) bıldırcın civcivlerine % 28 proteinli başlangıç rasyonu, yetişkinlere % 26 proteinli damızlık rasyonu vermişler, Havenstein ve ark. (24) bıldırcın civcivlerine ilk 6 haftada % 29.4 protein içeren hindi başlangıç yemi, daha sonra % 2.25 Ca ve % 0.43 P içeren hindi damızlık yemi kullanmışlardır.
Marks (45) 17 generasyon boyunca % 28 proteinli tam rasyon (TAR) ve 19 generasyon % 47 proteinli 2351 kcal/kg ME ve % 9 proteinli 3332 kcal/kg MEli tercihli rasyon (TER) vererek hafif (H) ve ağır (A) canlı ağırlık (4. hafta) yönünden selekte ettiği bıldırcın hatlarının büyüme ve yemden yararlanma özelliklerini 8 haftalık yaşa kadar incelemiştir. Bu araştırma sonuçları Tablo 5de verilmiştir.
 

Tablo 5. Farklı besleme şartlarında canlı ağırlık bakımından selekte edilen bıldırcınların büyüme ve yemden yararlanma özellikleri (45).
CANLI AĞIRLIKLAR (gram)

              TAM RASYON                TERCİHLİ RASYON
YAŞ      A-TER H-TER A-TAR H-TAR    A-TER H-TER A-TAR H-TAR
0        8     5     7     5        9     6     8     5
1        30    12    29    10       31    10    27    9
2        71    23    69    20       70    15    57    16
3        107   36    108   30       110   21    91    25
4        130   50    134   43       141   28    123   36
5        147   61    153   54       165   38    149   47
6        163   74    167   65       178   47    172   56
7        168   80    173   71       184   55    182   64
8        170   82    177   75       184   61    180   68
 
YEM TÜKETİMİ (g/gün/bıldırcın)
YAŞ      A-TER  H-TER  A-TAR  H-TAR  A-TER  H-TER  A-TAR  H-TAR
1        4.4    2.6    4.3    2.2    5.4    2.7    4.5    3.0
2        10.9   4.8    10.6   4.9    11.7   3.2    9.1    4.8
3        13.6   5.9    13.6   5.4    14.6   4.3    12.8   4.6
4        16.7   7.7    16.3   7.1    18.8   5.1    15.7   6.4
5        17.6   9.7    19.8   8.8    22.7   8.3    20.3   9.3
6        18.1   11.3   19.3   9.9    21.0   9.0    22.1   9.5
7        16.1   12.0   16.1   10.1   17.6   9.6    20.3   10.4
8        17.2   11.7   17.2   11.1   15.4   9.2    15.7   9.4
 

Rasyonun enerji düzeyi (3200 ve 3000 kcal ME) ve yem formunun (toz ve pelet) incelendiği bir çalışmada (5) 7200 civciv kullanılmış; pelet ile beslemenin yem ve enerji tüketimini azalttığı, yemden yararlanmayı iyileştirdiği ve canlı ağırlık artışını etkilemediği, yüksek enerjili rasyonla beslemenin yem tüketimini azalttığı, yemden yararlanmayı iyileştirdiği ve enerji tüketimini etkilemediği belirlenmiştir. Sonuç olarak, bıldırcınların enerji düzeyine göre yem tüketimini ayarladıkları bildirilmiştir.
Nelson ve ark. (52) % 25 protein içeren rasyonu temel alarak bıldırcınların kalsiyum ve fosfor ihtiyaçlarını belirlemeye çalışmışlardır. % 1.0, 1.5 ve 2.0 oranında kalsiyum içeren rasyonlarla beslenen bıldırcınların 8. haftadan sonra yumurta verimlerinin düştüğünü, % 90 yumurta veriminin 13-21. haftalarda % 2.5 ve 3.0 kalsiyum içeren rasyonlarla sağlandığını bildirmişlerdir.

6. CİNSİYET TESPİTİ
Canlı ağırlık ortalamaları ergin erkeklerde 100-130 gram ergin dişilerde ise 120-160 gram arasındadır. Görünüş olarak erkeklerin göğüs tüyleri düz kahve renkli, dişilerin ise gri renkli ve siyah beneklidir. Ayrıca erkeklerin ve dişilerin başlarında göğüs tüylerinin renginde şeritler yer alır. Civcivler 2 haftalık olur olmaz tüylerin rengine bakılarak cinsiyet tespiti mümkündür. Ancak kesin olarak 3 haftalık bıldırcınlarda cinsiyet tespit edilebilir. Daha erken yaşlarda cinsiyeti belirlemek gerekirse, Homma ve ark. (28) tarafından tarif edilen kloakanın incelemesi metodu kullanılabilir. Ayrıca albino, tümüyle siyah renkli veya göğsü kahve renkli ve benekli bazı bıldırcınların cinsiyeti tüy rengine bakılarak yapılamayabilir. Bu durumda ergin bıldırcın kloakası yukarı gelecek şekilde tutulur. Erkeklerde kloaka şişmiştir ve sıkılınca bol miktarda köpük şeklinde sperma çıkar. Dişilerde ise kloaka genişlemiştir ve kloakaya dokunulduğunda bazı hallerde yumurtayı hissetmek mümkündür.
Yeni doğmuş bıldırcınların tanınmasında ayak bantları ve özellikle renkli veya numaralı ayak bantları kullanılabilir. Ancak bu bantların ayağı sıkmaması için 7-10. günlerde çıkarılması gerekir. Büyük bıldırcınlarda ise yine renkli, numaralı ve perçinli kanat takıları kullanılır (15).

7. LABORATUVAR HAYVANI
Japon bıldırcınlarının laboratuar hayvanı olarak kullanılması konusu Badgett ve Ivey (7), Wilson ve ark. (76) ile birçok araştırıcı tarafından ortaya atılmış ve tartışılmıştır. Daha sonraları Japon bıldırcınları kanatlı hastalıkları, davranış, embriyoloji, endokrinoloji, genetik, fizyoloji, farmakoloji, toksikoloji, tümör çalışmaları, doku çalışmaları ve benzeri birçok çalışma alanında kullanılmıştır.
Bir laboratuar hayvanı olarak Japon bıldırcınlarının avantajları; 16-17 günlük kuluçka süresi, erken seksüel olgunluk ve yaklaşık 42 günde yumurta üretimine başlaması, bir yılda 4 veya daha fazla generasyon elde edilebilmesi, yüksek yumurta verimi ve doğal dayanıklılığıdır. Civcivler hemen yetiştirme ortamına alınabilirler. Japon bıldırcınları odalarda veya laboratuar hayvanları için kullanılan kutularda kolayca tutulabilirler ve temin edilmeleri de oldukça ucuzdur.
Kuluçka kabiliyeti, fertilite ve kuluçka süresindeki varyasyonlar başlıca dezavantajlarıdır. Özellikle birkaç bıldırcınla başlanan sürülerde ve kapalı yetiştirmenin uygulandığı sürülerde bu dezavantajlarla karşılaşmak mümkündür. Sittman ve Abplanalpın (61) çalışması Japon bıldırcınlarının saf yetiştirmeye tavuklardan 2-4 kez daha duyarlı olduğunu göstermiştir. Kanyakınlığının döl veriminde kayıplara ve diğer ciddi problemlere neden olması, elde edilen sonuçların tavuklara uyarlanmasını güçleştirmektedir. Bu nedenle bıldırcınlarda yapılacak herhangi bir saf yetiştirme çalışması, tavuklar için gerekli populasyondan daha büyük populasyonlarda yapılmalıdır (3). Genetik karakterlerin korunması amacıyla çalışmalarda bir kontrol populasyonu bulunmalıdır (43).
Değişik amaçlarla bıldırcınlardan kan almak gerekebilir. En etkili metot tavuklarda olduğu gibi kalbe bir iğne ile girerek belirli miktardaki kanı almaktır. 2-3 haftalık bıldırcın civcivlerinden kan almak için 12 numara hipodermik iğne kullanılabilir ve sağlığını etkilemeden 1.5 ml kadar kan alınabilir. 4 numara serum iğnesi kullanılarak kontrollü bir şekilde yetişkin bir bıldırcından 5-7 ml kan alınabilirse de ölüme sebep olmadan ve sağlığa zarar vermeden alınabilecek miktar 3 mldir.
Bıldırcınlarda metabolizma hızı oldukça yüksektir ve vücut sıcaklığı 42.2 °Cdir.

8. DAVRANIŞ
8.1. Şartlanma:
Bıldırcınlara şartlanma yoluyla, zil sesi verildiğinde kur yapma davranışı göstermeleri sağlanabilmiştir. Bir zil sesinden sonra erkek bıldırcının kafesine bir dişi bıldırcın koyulmuştur. En erken kur yapma davranışı 5 tekrardan sonra şekillenmiş, 32 tekrardan sonra bütün erkekler dişiyi görmeden sadece zil sesiyle kur yapmaya başlamışlardır (20).

8.2. Zeka:
Bıldırcınlar yem elde etmek için bir anahtar objeyi gagalamayı öğrenebilirler. İçinde bir adet zorunlu dönüşün yer aldığı seçme noktası bulunan labirent testlerinde, ne ilk tercih ne de zorunlu dönüşün yönlendirmesi, bıldırcınların seçme davranışını önemli ölçüde etkilememiştir. Bıldırcınlar görsel taklit yapabilirler. Sadece eğitilmiş bıldırcınları seyrederek uygun gagalamayı ve dolayısıyla bulmaca kutusunu açmayı öğrenebilirler (20).

8.3. Ses iletişimi:
Bıldırcınların kendilerine has ses iletişimleri vardır. Kuluçkadan çıkmadan hemen önce, hava alımı ile birlikte şekillenen kısa ve keskin pıtlama ve tıkırdama sesi, kuluçkadan çıkışın aynı zamanda gerçekleşmesini sağlayan uyarıcı bir faktördür. Yetişkin bıldırcınlarda, erkeklerin özel ötüşü, memnuniyet ve yemlenme sesi, tehlike durumunda çıkarılan ses ve dişinin çiftleşmeye davet sesi gibi farklı sesler dikkati çeker (20).

8.4. Yem ve su tüketimi:
Sabah ışıklarından sonra ve karanlık basmadan önceki 3 saat içerisinde yem tüketiminde önemli artışlar görülür. Tatlı ve ekşi sıvıları tercih ederler, acı ve tuzlulardan sakınırlar. Her ne kadar tuzlu sıvılardan sakınırlarsa da, içme suyundaki normal düzeyde bulunan tuzu uzun süreli kullanımlarda bile tolere edebilirler (20).

8.5. Seksüel davranış:
Evcil bıldırcınların cinsel gelişimi ışık kontrolü altındadır. Sonbahar dışındaki zamanlarda, 32.5° enlemde tutulan bıldırcınların döl verimi fonksiyonlarının elde edilmesi ve hızlı seksüel olgunluk sağlamak için ilave ışık uygulamasına ihtiyaçları vardır. Devamlı karanlıkta tutulan bıldırcınların seksüel davranış ve yumurta veriminin tamamen durduğu, devamlı ışıkta tutulanlarda ise ilk yıl yumurta veriminin çok yüksek olduğu ve ikinci yılın sonunda durduğu görülmüştür (20).

8.6. Analık içgüdüsü:
Evcil bıldırcınlarda kuluçka yani analık içgüdüsü yok olmuştur. Yabani bıldırcınlarda yuva yapımı genellikle ilk yumurtaya kadar başlamaz, dişi bıldırcın yalnız kaldığında yuvayı yapar. Normal olarak yumurtalar üzerine dişi yatar. Bir kuluçkada ortalama 6 yumurta bulunur, yılda iki mevsim civciv çıkarırlar (20).

8.7. Saldırganlık:
Bıldırcınlar birbirlerinin özellikle boyun, baş ve göz çevresini gagalar veya yakalarlar. Asyanın bazı bölgelerinde dövüş bıldırcınları yetiştirilmektedir (20).

9. YUMURTA VERİMİ
Japon bıldırcınlarının gelişme hızları ve yumurta verimleri oldukça yüksektir. Japon bıldırcınlarının yumurta ağırlığı canlı ağırlığının % 7-8i kadardır. Bu oran tavuklardaki % 3 ve hindilerdeki % 1 ile karşılaştırıldığında oldukça yüksektir (80). Erkekler yaklaşık olarak 36 günde, dişiler ise 42 günde eşeysel olgunluğa erişirler. İlk verim yılında 300 kadar yumurta verirler (77, 35).
Woodard ve Abplanalp (80) Şubat, Mayıs ve Eylül aylarında kuluçkadan çıkan bıldırcınlarda yaptıkları çalışmada 14 saat ışık kullanarak elde ettikleri sonuçları sırasıyla, % 50 verime ulaşma yaşı 49, 51 ve 54 gün, ilk yıl verimleri 201, 230 ve 218 yumurta, ikinci yıl verimleri 97, 104 ve 112 yumurta olarak bildirmişlerdir. 17 generasyon boyunca saf yetiştirilen bir sürüde 19. haftadan sonraki ortalama yumurta verimi % 70 bulunmuştur (15).
Yumurta ağırlığı 9-13 gram arasındadır, daha ağır yumurtalara da rastlanılabilirse de kabuk kalitesindeki bozukluklar ve çift sarılılık nedeniyle kuluçkalık yumurta olarak kullanılması mümkün değildir. Uzunluğu yaklaşık 30 mm, genişliği ise 24 mmdir.
Beş bıldırcın yumurtasını bir tavuk yumurtasına eşdeğer kabul ederek değerlendirecek olursak; fosfor 5 kat, demir 7-8 kat, B1 vitamini 6 kat ve B2 vitamini 15 kat daha yüksektir (35). Yumurtanın kısımları ise; % 56.7 ak, % 34.7 sarı, % 7.4 kabuk ve % 1.2 kadarı zardan oluşmuştur. Yumurtanın içeriği ile ilgili bilgiler Tablo 6da verilmiştir.
Tablo 6. Bıldırcın yumurtasının içeriği.
İçerik     Kabuksuz yumurta     Yumurta akı
Su         % 73.8               % 87.3
Protein    % 11.3               % 10.5
Yağ        % 12.4               % 0.1
Kül        % 1.0                % 0.8
Diğer      % 1.2                % 1.3
 

Imai ve ark.nın (30) 23-33 °C ve % 67-90 nisbi nemde beklettikleri yumurtaların içeriklerini inceledikleri araştırmalarından elde ettikleri sonuçlar Tablo 7de verilmiştir. Aynı araştırmada 0, 3, 7, 14, 21 ve 28 gün beklettikleri bıldırcın yumurtalarındaki ağırlık kayıplarını % 0.00, 0.94, 1.82, 2.99, 4.34 ve 5.90, hava boşluğunun yüksekliğini ise 1.4, 1.9, 2.7, 3.0, 3.4 ve 3.8 mm olarak tespit etmişlerdir. Kabuk, yumurta sarısı ve yumurta akı oranlarını 0. günde % 10.51, % 31.14 ve % 58.35, 7. günde % 10.55, % 32.16 ve % 57.30, 14. günde ise % 10.47, % 33.22 ve % 56.31 hesaplamışlardır.

Tablo 7. Bekletilen bıldırcın yumurtalarının içeriklerindeki değişiklikler (30).
                    Yumurta Sarısı             Yumurta akı
İçerik           0.gün  7.gün  14.gün      0.gün  7.gün  14.gün
Su, %            50.03  51.18  52.68       88.04  87.32  86.51
Protein, %       15.78  15.31  14.75      Eki.98  Kas.62 Ara.20
Yağ, %           30.66  29.91  29.Mar     Eseri   Eseri  0.12
Serbest glikoz,% 0.23   0.24   0.26       0.49    0.52   0.54
Ph               Haz.35 Haz.64 Haz.98     09.Şub  09.Ara Eyl.26

Wilson ve Huang (75) 5.00 ile 19.00 saatleri arasında 14 saatlik ışık gören bıldırcınların % 80inin saat 16.00dan sonra yumurtladıklarını bildirmişlerdir. Cooper (15) ise kendisinin geliştirdiği bir bıldırcın hattı ile yaptığı çalışmasında, 6.00 ile 20.00 saatleri arasında 14 saatlik ışık süresi ve 20-30 lükslük ışık şiddeti kullanmış ve yumurtaların % 60ının 12.30dan önce ve çoğunluğunun ise saat 9.00 civarında yumurtlandığını tespit etmiştir.
Ernst ve Coleman (21) m²ye 43 ve 172 bıldırcın konarak büyütülen ve yumurtlama döneminde ferdi kafeslere alınan bıldırcınlarda 100 günlük yumurta verimini 83.5 ve 85.8 olarak tespit etmişlerdir. Yumurta ağırlığı yönünden herhangi bir farklılık bulamamışlardır. Bıldırcınların sık olarak büyütülebileceklerini ancak yumurta verimi için daha seyrek barındırılmaları gerektiğini vurgulamışlardır.
Kabuk ağırlığı ilk yumurtlanan yumurtalarda daha hafiftir. İlk yumurtalar sonrakilerden daha küçüktür. Bıldırcın yumurtalarının taşınmasında oldukça dikkatli olmak gerekir. Özellikle yumurta kabuğunun zayıflığı, yumurta zarının kuvvetli olması ve yumurtaların renkliliği nedeniyle yumurta kabuğu kolayca kırılabilmekte ve kırık fark edilmemektedir.
Kabuk renginde dikkati çekecek kadar varyasyon bulunmaktadır. Beyazdan açık ten rengi veya açık kahverengine kadar değişir. Genellikle mavi ve/veya kahverengi beneklidir. Kabuk rengi yumurtlanmadan 3.5 saat önce şekillenir (81). Yumurtalara araştırma amacıyla virus inokule edilecekse renklilik problem yaratabilir. Kabuk rengi bulaşık teli ve sabunlu bezle kolayca uzaklaştırılabilir (56). Dişi bıldırcınların yumurtladıkları yumurtaların büyüklüğü, şekli ve renk dağılımı kendine özeldir ve yumurtalarına bakarak dişileri ayırt etmede kullanılabilir (33).

10. CANLI AĞIRLIK VE KARKAS
Günlük civcivlerde canlı ağırlık 5.9-9.0 gramdır (48, 59). Bir haftalık civcivlerin ağırlığı yaklaşık 3-6 katına ulaşır. Erkek ve dişilerin ağırlıkları seksüel olgunluğa ulaşıncaya kadar birbirine benzerlik gösterir. Olgunluk sonrası dişiler erkeklerden daha ağırdır ve bu artışın yumurtalıklar, karaciğer ve ince bağırsaklardaki artıştan kaynaklandığı ifade edilmektedir. (77).
Woodard ve Abplanalp (80) yaşın artışına bağlı olarak genellikle dişilerin canlı ağırlık kaybettiklerini buna karşılık erkeklerin ağırlık kazandıklarını, her hafta dişilerin % 1inin öldüğünü ve bu ölüm oranının 100. haftadan sonra azaldığını, 54 haftalık periyotta dişilerin toplamalı ölüm oranının % 50 olduğunu ve gruplardaki en son dişinin 1192-1382 günler arasında, en son erkeğin ise 1657-2023 günler arasında öldüğünü ifade etmişlerdir. Dişilerin erken ve yüksek ölüm oranı göstermelerinin nedenini yumurta veriminden kaynaklanan yıpranma ve strese bağlamışlardır.
Tserveni-Gousi ve Yannakopoulos (70) 42 ve 156 günlük erkek ve dişi bıldırcınlarda yaptıkları incelemede dişilerin vücut ve karkas ağırlıklarının fazla, karkas randımanının ise düşük olduğunu, yaşlı bıldırcınlarda göğüs eti ağırlığının erkeklerde but ağırlığının dişilerde fazla bulunduğunu belirtmişlerdir.
Sittmann ve ark. (64) kanyakınlığının her % 10luk artışında 6. hafta canlı ağırlığın erkeklerde 2 gram dişilerde ise 4 gram düşmeye sebep olduğunu tespit etmişlerdir.
Sefton ve Siegel (59) canlı ağırlığın kalıtım derecesini inceledikleri çalışmalarında erkek ve dişi cinsiyetlere göre canlı ağırlık ortalamalarını sırasıyla, 1. günde 7.9-9.0 ve 8.0-9.0 g, 7. günde 21.6-23.5 ve 22.3-24.6 g, 14. günde 37.8-43.4 ve 38.7-45.1 g, 21. günde 62.0-63.4 ve 64.3-66.0 g, 28. günde 82.0-84.2 ve 85.5-88.0 g, 35. günde 94.4-94.7 ve 99.3 g, 42. günde 100.3-102.7 ve 109.8-113.1 g olarak tespit etmişlerdir.
Garwood ve Diehl (23) yaptıkları bir çalışmada canlı ağırlığa göre selekte edilen hatlardaki 39 günlük canlı ağırlık ve sadece tüyleri alınmış karkas ağırlıklarını, hafif grup erkekler için 80 ve 73 g, dişiler için 92 ve 82 g, kontrol grubunda erkekler için 116 ve 106 g, dişiler için 125 ve 111 g, ağır grup erkekler için 179 ve 166 g, dişiler için 189 ve 168 gram olarak tespit etmişlerdir.
Baumgartner ve ark.nın (8) 90 erkek ve 90 dişi English White bıldırcını ile yaptıkları çalışmadan elde ettikleri sonuçlar Tablo 8de verilmiştir.

 

Tablo 8. Değişik yaşlarda kesilen erkek ve dişi English White bıldırcınlarından elde edilen sonuçlar (8).
                                 Kesim yaşları (gün)
                      35       42       49       56      63
Canlı ağ. erkek,g     115      115      124      125     125
Canlı ağ. dişi,g      128      141      145      155     142.4
Karkas ağ. erkek,g    74       70       81       81      79
Karkas ağ. dişi,g     84       77       82       87      80
Göğüs ağ. erkek,g     29       28       31       33      30
Göğüs ağ. dişi,g      34       31       33       37      33
Randıman erkek,%      72.4     69.0     73.0     72.5    71.0
Randıman dişi,%       73.7     62.1     64.4     65.0    63.6

 
Akın (4) bıldırcınlarda 6 generasyon boyunca yaptığı seleksiyon çalışmasında 5. hafta canlı ağırlığını kontrol grubunda, erkekler için 115.25- 122.22 gram, dişiler için 125.64-133.11 gram olarak tespit etmiştir. Ağır canlı ağırlık yönünde selekte edilen bıldırcınlarda ise erkeklerin 129.93 gramdan 153.70 grama, dişilerin 137.11 gramdan 153.70 grama ulaştığını bildirmiştir.
Caron ve ark. (11) 45. gün canlı ağırlık yönünden 17-20 generasyon boyunca yaptıkları seleksiyon sonucunda 3 hat ağır ve 1 hat kontrol grubuna ait canlı ağırlıkları sırasıyla 237.6, 251.9, 195.1 ve 147.7 gram olarak bildirmişlerdir. Ayrıca seçilen hatların daha ağır karkas, daha fazla et ve daha fazla abdominal yağa sahip olduğunu, 1. ve 2. hatların 3. hattan daha ağır ve yağlı olduğunu ve kontrol hattında her hangi bir genetik değişikliğin bulunmadığını ifade etmişlerdir.
Merkley ve Garwood (48) düşük ve yüksek vücut yoğunluğuna sahip bıldırcın hatlarını değişik düzeylerde beta agonist (cimaterol) ilave edilmiş rasyonlarla beslemişlerdir. Elde ettikleri sonuçlar aşağıdaki Tablo 9da özetlenmiştir.
Tablo 9a. Düşük (D) ve yüksek (Y) vücut yoğunluğu yönünden selekte edilmiş bıldırcınlarda cimaterol ilaveli rasyonlarla beslemenin etkisi (48).

 

  Canlı ağırlık, g Yem tüketimi, g/gün
0. gün 28. gün 49. gün 28-49. günler
Cimaterol düzeyi D                 Y D                   Y D                     Y D                   Y
00 ppm 6.0              6.2 73.9              81.1 92.5               101.5 13.7              13.9
05 ppm 6.0              6.4 78.2              84.4 99.4               108.4 13.9              14.7
10 ppm 5.9              6.3 78.8              85.8 101.1              108.4 13.4              14.1

 

Tablo 9b. Düşük (D) ve yüksek (Y) vücut yoğunluğu yönünden selekte edilmiş bıldırcınlarda cimaterol ilaveli rasyonlarla beslemenin etkisi (48).

             Canlı ağırlık,g    Karkas ağırlığı,g     Randıman,%     Abdominal yağ,g
Cimaterol
düzeyi       D           Y       D           Y        D        Y      D            Y
00 ppm       122        135      70         79        57.9  58.4      1.57       1.61
05 ppm       131        143      81        91 62      0     63.5      2.16       2.91
10 ppm       136        154      83        97 61      3     63.0      1.64       3.05

Collins ve Abplanalp (13) 6. hafta canlı ağırlık yönünden selekte ettikleri ağır hat ile kontrol grubu bıldırcınlarda yaptıkları çalışmada elde ettikleri veriler Tablo 10da verilmiştir.

Tablo 10. Ağır ve kontrol hattı bıldırcınların değişik dönemlerdeki canlı ağırlık ve bazı organ ağırlıkları, gram.
Canlı ağırlıklar         Ağır Erkek     Ağır Dişi    Kontrol Erkek    Kontrol Dişi
3. hafta                 72.9           75.9         64.7             67.8
4. hafta                 98.5           101.9        83.8             87.5
5. hafta                 113.1          121.2        95.3             102.8
6. hafta                 120.5          140.0        98.7             117.3
7. hafta                 122.2          147.2        99.2             123.3
8. hafta                 129.7          155.6        109.2            132.5
Karkas ağ. (8. hafta)    108.6          106.7        89.1             90.6
Karaciğer ağ. (8. hafta) 2.81           4.72         2.44             4.26
Testis ağ. (8. hafta)    2.92            -           2.14              -
Yumurtalık. ağ (8. hafta) -             6.29          -               5.50
Yumurta ağ. (8. hafta)    -             9.44          -               8.07
 

Datta ve ark. (17) bıldırcın karkas parçalarını inceledikleri çalışmalarında en yüksek göğüs oranını 6. haftada dişilerde % 38.10 q 1.08 ve erkeklerde % 37.87 q 1.25, üst but oranını erkeklerde 5. haftada % 12.63 q 0.80 ve 8. haftada % 14.02 q 0.34, dişilerde 5. haftada % 14.49 q 0.38, alt but oranını 5. haftada erkeklerde % 11.06 q 0.50 ve dişilerde % 11.30 q 0.30 olarak hesaplamışlardır.

11. MUTASYONLAR VE FARKLILIKLAR
Bıldırcınlarda bildirilen mutasyonlar ve büyük farklılıklar piliçlerle karşılaştırıldığında azdır. Her ne kadar bıldırcınlarla çok sayıda çalışma yapılmışsa da araştırmaların çoğunluğunda bıldırcın, bir model veya karşılaştırma aracı olarak kullanılmış, çok az sayıdaki araştırıcı ise bıldırcının kendisiyle ilgilenmiştir. Küçük olması nedeniyle bıldırcınlar elde uygun şekilde tutulmaz ve dikkatli bir şekilde incelenmezse birçok morfolojik değişiklikler tespit edilemeyebilir. Seleksiyon programı uygulayan tavuk genetikçileri, zor ölçülebilen fizyolojik özellikler için kolay belirlenebilen morfolojik özelliklerin tespitine yönelmişlerdir. Japon bıldırcınlarında seleksiyon azdır ve morfolojik göstergelere fazla ihtiyaç duyulmamaktadır. Piliçlerdeki birçok resesif mutasyon homozigottur ve kan yakınlığı uygulanan hatlarda kolayca fark edilebilir. Bıldırcınlar kan yakınlığı depresyonuna birkaç istisna dışında çok duyarlıdır ve hat oluşturma denemelerinde fazla başarı sağlanamamıştır. Piliç, güvercin ve bazı su kuşlarında birçok renk farklılıkları gözlenmiştir. Renk ve davranış özellikleri genellikle gizlidir (12).

11.1. Tüy rengi ve şekli:
Vahşi Japon bıldırcınlarının doğuştaki tüy rengi, diğer kanatlılarınkine benzer fakat daha koyudur. Baş küçük siyah lekeli esmer renklidir, başın üzerinde baş boyunca uzanan siyah şeritlerle sınırlandırılmış sarımsı bir şerit vardır. Sırt ve kanatlar açık kahverengi, sırtta koyu kahverengili siyahlı 4 adet şerit bulunur.
Genç bıldırcınların tüyleri yetişkinlere oldukça fazla benzerse de sırttaki krem renkli hat daha dar ve yüzdeki işaretler belirgin değildir. Gençlerde distal ilk parmaklar keskin uçlu yetişkinlerde ise daha küttür.
Vahşi yetişkin Japon bıldırcınları kahve renklidir, fakat göğüs ve boğazdaki işaretlerde ve kahverengi rengin tonlarında büyük farklılıklar bulunmaktadır. Yetişkin erkeklerde alın, baş ve ense küflü kahverengi şeritli siyah renklidir. Ortada ve kaşlar üzerinde bulunan çizgiler kremimsi beyaz renklidir. Sırttaki yan tüyler grimsi siyah geniş krem çizgili ve ince krem renkli transversal çubukludur. Tüyler uçlara doğru grimsi siyahtan küflü kahverengine doğru değişir. Kanat örtü tüyleri grimsi kahve renkli, uçları krem renge dönen gri renklidir, Örtü tüyleri koyu kahve renkli tüylerle sıkıştırılmış 5 veya 6 krem renkli çubukla çaprazlanmış şekildedir. Boyun kızılımsı kahve renkli, göğüs sarımsı kahve renkli, karın ve kuyruk altı soluk krem renklidir. Ergin dişilerin rengi erkeklere benzer ancak boyun ve göğüs koyu kahverengi noktalı kremimsi beyaz renktedir (12).
Kısa ışık süresi uygulandığında yetişkinlerin rengi daha donuk kışlık tüy örtüsüne dönüşür, çene ve boyun tüylerinin uçlarında noktalar çoğalır ve tüyler beyazlaşır. Erkek ve dişinin tüy örtüsü daha benzer hale gelir (12).
Eumelanin, pheomelanin ve trikokromlarla ilişkili pheomelaninler melanin pigmentleridir. Evcil kanatlıların tüy rengindeki sonsuz varyasyonları ortaya çıkaran gen veya gen kompleksleriyle melaninin varlığı ve dağılımını etkileyen karışık gen interaksiyonları bulunmaktadır. Japon bıldırcınlarındaki renk farklılıklarını bildiren yayın sayısı oldukça azdır ancak aynı genetik mekanizmaların geçerli olduğu söylenebilir. Son çalışmalar farklı boyun rengine sahip erkek bıldırcınların ışık uyarımlı testis gelişimi sonucunda farklılık gösterdikleri (9, 53), birkaç farklı renkteki bıldırcınların ışık uyarımlarına genetik olarak farklı görme tepkisi verdikleri bildirilmiştir (40).
Melanin pigmentinin yaygın olduğu durumlarda yaygın kahverengi, yaygın siyah, kuluçkadan çıkan civcivlerin siyah olması ve sinirsel bozuklukla birlikte seyreden koyu renklilik görülebilir. Yaygın kahve renklilik geni (E) yabani renklilik genine (e+) dominant, sarı renklilik genine (Y) epistatik, resesif beyazlık genine hipostatiktir. Beyaz göğüslülük (wb), kaba tüylülük (rt), kısa tüylülük (sb) ve kabarık tüylülük (rf) genlerinden bağımsız, fosfoglukoz izomeraz (Pgi) geniyle cinsiyetle ilişkili bileşiktir. Yaygın siyah renkliliğin (D) fenotipik tanımlanması ve resesif beyaz renklilikle (wh) epistatik ilişkisi göz önüne alındığında yaygın kahve renklilikle homolog olma ihtimali bulunmaktadır (12). Siyah (D) ve alacalık (ps) genlerinin incelendiği bir çalışmada (71) her iki genin allel olduğu, siyah > yabani renklilik > alacalık şeklinde dominant resesif kalıtım yolu izlediği ve bu nedenle ps sembolünün dps şeklinde değiştirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Kuluçkadan çıkan civcivlerde görülen siyahlık (Bh) homozigot olduğunda letal özellik gösteren otozomal dominant bir genle determine edilir. Homozigot BhBh fertler kuluçkanın 4.5-8. günlerinde ölür (49, 55). Bh lokusu tamamen bağımsızdır.
Renk açılmaları içinde kızıl başlılık (erh), alacalık (ps), açık kahve renklilik (YF), sarı renklilik (Y), tarçın renklilik (cin), kahverengimsi sarı renklilik (pk), siyah gözlü açık renklilik (alD), cinsiyete bağlı tarçıni renklilik (alc), kırmızı gözlü kahve renklilik (reb), cinsiyete bağlı kahve renklilik (br), dominant beyazlık (W), ebrulu (gri, gümüşi ve mavi) tüylülük (ma), mavi (bl) ve gümüşi renklilik (rs) sayılabilir (12).
Sınırlı renkli alanlarla karakterize fenotiplerin görüldüğü diğer durumlarda, kahverengi parçalı beyaz renklilik (p), yabani bıldırcın renginde parçalı beyaz renklilik (wh), göz etrafı koyu beyaz renklilik (panda) (s), dominant gümüş renklilik (B), beyaz göğüslülük (wb), beyaz ay benzeri parçalılık (cr), beyaz sakallılık (bi) ve beyaz uçlu tüylülük (wp) genleri söz konusudur (12).
Albinismusda yetişkin bıldırcınların vücudu saman sarısı renginde, fakat yumurta kabuğu ile yumurta sarısı normal renktedir. Bütün tüylerdeki pigmentasyonun yokluğu ile ifade edilebilen fenotiplerin oluşmasında beyaz tüylülük (c), eksik albinoluk (al) ve tam albinoluk (a) genleri rol oynamaktadır (12). Lauber (39) albinoluk genini cinsiyete bağlı resesif bir gen olarak tanımlamıştır. Görünüş olarak kesin ayırım ancak göz rengine bakılarak yapılabilir. Beyaz tüylülükte gözler normal, eksik albinolukta pembe ve tam albinolukta yakut kırmızısıdır. Homozigot olmaları halinde embriyonik ölümlere veya kuluçka sonrası ilk 2-4 gün içinde ölümlere neden oldukları bazı araştırıcılar (47, 62) tarafından bildirilmiştir.

11.2. Tüy gelişimi ve yapısı:
Bıldırcın tüyleri tavuk tüylerine çok benzer. Yabani tip bıldırcın civcivlerinin kuluçka tüyleri, tomurcuk benzeri tüylerle kaplı tüy demetleri halindedir. Olgun tüyler keskin kenarlıdır ve kancacıklara sahip küçük tüycüklerden oluşmuştur. Tüycüklerin kancacıkları tüyün kaidesine bağlıdır ve birbirlerine kenetlenmişlerdir. Tüylerin gelişiminde ve yapısında 6 mutasyon bildirilmiştir. Bunlar; dalgalı yapı (rt), kıvrık tüylülük (pc), kısa tüylülük (sb), bozuk tüylülük (Df ve mdf), tüysüzlük (dl-1 ve dl-2) ve kabarık tüylülük (rf) genleri ile determine edilirler (12).

11.3. Yumurta kabuk rengi:
Değişik ırk tavuklarda kremden mora kadar değişen yoğunluklarda kahverengi yumurta kabuğu pigmenti protoporphyrin olarak adlandırılan hemoglobin porphyrindir. Mavi veya yeşil yumurta veren bazı ırklarda kabuk pigmenti biliverdin ve muhtemelen biliverdin çinko kompleksidir. Japon bıldırcını yumurtalarının görünen rengi aynı zamanda kabuğun asıl rengidir. Üzerindeki daha koyu lekeler asıl renk üzerine ilave beneklerdir. Her ne kadar belirgin değilse de beneklilik hindi yumurtalarında da görülür.
Yabani bıldırcın yumurtasının asıl rengi beyazdan bej rengine kadar değişir, renkli lekeler ise mavi veya kahverenginin nüansları halindedir. Tavuklarda olduğu gibi yumurta kabuğunun asıl rengi, yumurtlamadan birkaç saat önce uterusta bulunan kabuğun kalsifikasyonunda görevli özel hücrelerden protoporphyrin ve/veya biliverdin salınması sonucu oluşur. Japon bıldırcını yumurtalarında koyu lekelerin oluşumu yumurtlamadan çok kısa süre önce şekillenir. Japon bıldırcını yumurtalarında kırmızı (R), beyaz (we) ve mavi (ce) renk variyasyonları bildirilmiştir (12).
Beyaz renkli yumurtalar otozomal resesif we geni ile determine edilir. Yumurtanın asıl rengi tebeşir beyazıdır, lekeler ise kahverengi üzerine açık kızılımsı kahverengi noktalar halindedir. Mutantların yumurtaları heterozigotlardan % 10 daha ince olmasına rağmen yumurtaların kuluçkadaki su kaybında önemli bir artış söz konusu değildir. Homozigot dişilerin (we/we) ilk yumurtlama yaşları daha geç, 8. hafta canlı ağırlıkları daha düşük ve kuluçka verimi % 15 daha azdır.
Kırmızı kabuk rengi otozomal dominant R geni ile determine edilir. Asıl renk grimsi beyazdan koyu pembeye kadar değişen tonlardadır, lekeler ise açık pembeden koyu kırmızıya kadar değişir. Mavi renkli yumurtaların oluşumuna neden olan ce geninin kalıtımı henüz açıklığa kavuşmamıştır (12). Asıl renk grimsi beyazdır, lekeler ise mavinin tonlarını gösterir. Ito ve ark. (32) parlak açık mavi kabuk renginde (porselen rengi) lekeleri olmayan yumurtalar yumurtlayan bıldırcınlar tespit etmişlerdir. Yapılan incelemede mutasyon sonucu ortaya çıkan otozomal resesif ce geni tarafından determine edildiği ortaya konulmuştur.

11.4. İskelet ve kaslar:
İskelet ve kaslardaki anormal durumların birçoğu embriyo gelişiminin erken dönemlerindeki metabolik sapmalardan kaynaklanmaktadır. Bu büyük değişiklikler çoğunlukla yaşama gücünü zayıflatmakta veya embriyonik ölüme sebep olmaktadır. Ölümle sonuçlanan iskelet ve kas sistemindeki mutasyonlardan embriyo ölümleri konusunda değinilecektir. Bu konuda ölüme sebep olmayan bozukluk veya sakatlıklardan bahsedilecektir.
Uzun gagalılık geni (lb) otozomal resesif bir gendir, çoğunlukla gagadaki diğer deformasyonlarla kolaylıkla karıştırılabilir ve tespiti oldukça zordur. Eğri veya kıvrık boyunluluk ve kıvrık parmaklılığı oluşturan durumlar bilinmekte ise de kalıtımı konusunda açık bilgiler bulunmamaktadır. Tek veya çift taraflı kulak çıkıntılarını oluşturan otozomal resesif genin (hfd) homozigot olduğu durumların büyük çoğunluğunda hyomandibular aralık bozuklukları görülmüştür. Yine hfd geniyle ilişkili olmayan bıldırcın hatlarında hyomandibular bozuklukla birlikte boğaz çıkıntılarına da rastlanılmıştır (12).

11.5. Embriyo ölümleri:
Bıldırcınlar kan yakınlığına oldukça duyarlıdır ve kanyakınlığı yetiştirmesi uygulanan sürülerde letal mutasyonların ortaya çıkması beklenilmelidir. Kanyakınlığının embriyonik ölümler üzerindeki etkisinin incelendiği bir çalışmada (64), ebeveyn kanyakınlığının her % 10luk artışında kuluçka kabiliyetinin % 3 kadar düştüğü, kuluçkanın ilk 8 günündeki embriyonik ölümlerin önemli oranda arttığı, embriyonun kanyakınlığının % 10 artması halinde kuluçkadan çıkışın % 7 kadar azaldığı, kuluçkalık yumurtaların 1 hafta daha depolanması halinde kanyakınlığının artmasıyla birlikte kuluçka randımanının düştüğü ve kontrol grubunun depolanmadan etkilenmediği bildirilmiştir.
Letal faktörlerin kalıtımını belirlemek ve bu konuda çalışmak oldukça zordur. Bununla birlikte anormal başlılık (ab), arostroperosefali (ar), kondrodistrofi (ch), kondrodistrofi-2 (ch-2), eğri boyunlu cücelik (cn), micromelia (m) ve bozuk gagalılık (db) durumları tespit edilmiştir.
Micromelia otozomal resesif bir genle determine edilir. Baş kısa ve geniş, gözler dışarı çıkmış, alt çene az gelişmiş, üst gaga papağan gagası gibi kıvrık ve kısa, kanatlar ve bacaklar ayrık ve uzun kemikler yarı uzunluktadır. Kuluçkanın 11 ile 16. günleri arasında embriyonik ölüme neden olur (27).
Kıvrık boyunlu cücelik otozomal resesif kalıtım yolu izler. Kuluçkanın 14 ve 19. günleri arasında ölüme sebep olur. Embriyolarda vücut küçülmüş, boyun genellikle sağa doğru bükülmüş ve sert, üst gaga alt gagadan daha kısa, bacaklar çapraz durumda ve bükülmez haldedir (63).
Arostroperosefali embriyolarda gözlenmiştir. Gaganın zarsı kemiği ve burun septumu yoktur, göz yuvarlakları orta çizgide birleşmiş, üst çene ve damak gelişmemiştir. Otozomal resesif genle determine edilen bu özellik kuluçkanın 14. gününde ölüm şekillendirmektedir (18). Anormal başlılık tavuk bıldırcın hibritlerinde tespit edilmiştir (50).
Micromeliayı inceleyen Hill ve ark.nın (27) çalıştıkları aynı bıldırcın hattında Collins ve ark. (14) embriyo ölümüne neden olan ve tavuklardaki kondrodistrofiye benzerliği nedeniyle kondrodistofi olarak adlandırdıkları otozomal resesif bir gen (ch) ayırt etmişlerdir. Kısa ekstremiteler ve papağan gagalılık görülmekle beraber mikromeliadaki gibi kısa geniş kafa, çıkık gözler, bacak ve kanat bozuklukları bulunmamaktadır. Embriyonik ölüm 8-9. günlerde şekillenmektedir. Hermes ve ark. (25) bütün uzun kemiklerin kısalığı ile karakterize bir diğer kondrodistrofi (ch-2) olayı bildirmişlerdir. Kanat ve bacakların kısalmış uzun kemiklerinde değişik oranlarda eğilmeler görülmüştür.
Bozuk gagalılık (db) çok kısa üst gaga ile karakterizedir ve çoğunlukla ensefalosel veya açık kafa kemikleri arasından beynin çıkması ile birlikte bulunur. Kuluçkanın değişik devrelerinde ölüme neden olur (12).

11.6. Sinirsel bozukluklar:
Bu konuda incelenen konjenital loko (lo) ve yıldıza-bakarlık (star-gazing) (sg) durumları genellikle birbiriyle karışmaktadır. Bu anormalliklerde civcivlerin başları geriye doğru kıvrık ve gaga yukarı dönüktür. Konjenital loko semiletal özellik taşır, civcivlerin denge mekanizmaları bozuktur, başlarını geriye doğru ani olarak atarlar veya hızlı bir şekilde sallarlar, herhangi bir harekette çoğu zaman yere düşerler. Konjenital loko olayında iç kulaktaki semisirküler kanallarda yaygın defektler bulunmaktadır, seksüel olgunluğa erişenlerin oranı ve yaşama güçleri çok düşüktür. Yıldıza-bakarlıkta ise iç kulakta herhangi bir anormallik yoktur, birçoğu çiftleşebilir ve yavru verebilir, penetransı yaklaşık % 98 olan otozomal resesif sg geni tarafından determine edilir (12, 58).
Siyah tüylülük ile birlikte görülen sinirsel bozukluk (dn) durumunda vücutta ve ekstremitelerde titremeler, yürüme bozuklukları ve takla atma gibi serebellum fonksiyon bozuklukları görülmektedir. Birçok bıldırcın kalça çıkığı nedeniyle ölür. Otozomal resesif olan gen semiletal özellik göstermektedir ve % 40 kadarı 20 haftalık yaşa kadar yaşayabilir. Büyüme ve seksüel olgunlukta gecikme, yumurta, fertilite ve kuluçka kabiliyetinde düşme görülür (12).
Otozomal resesif myd geni ile determine edilen myelin noksanlığı durumunda günlük civcivlerde titremeler görülür ve titremeler hayatı boyunca devam eder. Homozigot fertlerde fertilite % 25, fertil yumurtalardan çıkış % 40 ve kuluçka sonrası 6 haftalık yaşa kadar ölüm % 80 civarındadır (12).
Geri gitme (back-drawing) (bkd-1, bkd-2) durumu gösteren bıldırcınlarda çömelme ve boynun bacaklar arasından geriye doğru eğilmesi görülür. Bıldırcınlar geriye doğru yürür, ileriye doğru ancak takla atarak veya yuvarlanarak ilerlemeleri mümkündür. Atlama ve sıçramalar geriye doğru da olabilir (12).

12. YETİŞTİRME
12.1. Barınak:
Japon bıldırcınları birçok şekilde barındırılabilir. Sıçan ve fare kafesleri gibi küçük laboratuvar üniteleri, bıldırcınların birbirlerini göremeyecekleri malzemelerle ayrılarak kullanılabilir (62). Küçük sürüler, tel örgü veya hem tel örgü hem de ince tahtalardan yapılmış kafeslerde, birbirine eklenmiş tel örgü kafeslerde, ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş elektrikli civciv ana makinalarında veya civcivler için kullanılan kalın altlık serilmiş odalarda tutulabilirler. En basit yol olarak kalın altlıklı 105 cm çapında metal, plastik veya kartonla çevrili ve 250 wattlık infra-red ampul kullanılan sistemlerde 150 bıldırcın civcivi 3 hafta % 10 kadar düşük bir ölüm oranıyla başarılı bir şekilde yetiştirilebilir.
Bu sistemde görülen ölümlerin çoğunluğu suda boğulmalardır ve önlemek amacıyla suluklara çakıl taşı yerleştirmek gerekir. Oda sisteminin kafes sistemine olan avantajları; bıldırcınlar daha uysal olması, kafa yaralanmalarının görülmemesi ve erkeklerin dişiler tarafından sindirilmelerinin önüne geçilmesidir (15).
Yetişkin bıldırcınların bir çifti 13 X 20 X 25 cm ebatlarındaki pedigri kafeslerinde, 25 bıldırcınlık bir sürü 60 X 60 X 25 cmlik koloni kafeslerinde, 50 bıldırcınlık sürü ise 60 X 120 X 25 cmlik koloni kafeslerinde barındırılabilir. Yetişkinler bıldırcınlar için 100-160 cm²lik alan yeterlidir (20).
Bıldırcınlar sürü halinde kafeslerde tutulduklarında kafesin bazı kısımlarında yeterli ısının sağlanamaması söz konusudur. Bıldırcınlar fazla heyecanlanırlar ve kafes içerisinde yukarı doğru zıplayarak uçmaya çalışırlar. Bu esnada kafalarını kafes tavanına vurarak yaralandıkları için kafes sistemlerinde ölüm oranı daha yüksektir. Kafes yetiştiriciliğinde, dişilerin cüsse olarak iri olması nedeniyle erkeklere üstünlük kurarak ezmeleri söz konusudur ve çiftleşmenin gerçekleşmemesine bağlı olarak fertilite düşüklüğü görülmektedir (15).
Çiftleşme grupları oluşturulduğunda ortaya çıkan davranış bozukluklarını azaltmak amacıyla gaga kesimi tavsiye edilmektedir. Marks (44) ile Mahn ve Blackwell (42) gaga kesiminin fertilite ve kuluçka kabiliyetini etkilemediğini tespit etmişlerdir. Bu işlem üst gaganın yaklaşık olarak yarısının kesilmesi şeklinde yapılır.
Bıldırcınların aşırı kalabalık olarak barındırılması, tüy kırılmalarına, kirli yumurta üretimine ve yetersiz tüylenmeye sebep olur. Das ve ark. (16) her bıldırcına 83, 94, 109, 125 ve 156.5 cm} düşecek şekilde kafeslerde barındırılan bıldırcınların canlı ağırlıklarının 103.5 gramdan 97.1 grama kadar düştüğünü, yemden yararlanmanın sırasıyla 3.54, 3.73, 3.92, 3.89 ve 3.83 olarak gerçekleştiğini bildirmiştir.
Ernst ve Coleman (21) m} ye 43 veya 215 bıldırcın konulmasının büyümeyi önemli oranda etkilemediğini (6 haftalık 108.1-109.3 gram) fakat m²ye 86 bıldırcından fazla konulmasının tüy kırılmasını ve kirli yumurta üretimini artırdığını bildirmişlerdir. Ayrıca en yüksek fertilite ve kuluçka randımanının m²ye 46 bıldırcın konulduğunda elde edildiğini ifade etmişlerdir.
Okamoto ve ark. (54) 322 cm²/10 bıldırcın ve 966 cm²/10 bıldırcın olarak düzenledikleri 2 deneme grubundan elde ettikleri bulgulara göre 2-6. haftalardaki canlı ağırlık artışı seyrek grupta daha fazla ve yemden yararlanma daha yüksektir.
Nagarajan ve ark. (51) her bıldırcın için 150, 180, 210 ve 240 cm²lik alan ayırdıkları çalışmalarında, alan arttıkça canlı ağırlık artışı, % 50 yumurta verim yaşı, ölüm oranı, günlük yumurta verimi ve yemden yararlanmada önemli gelişmeler elde ettiklerini, yumurta ağırlığı ve kalitesi ile yumurta kabuk kalınlığında önemli bir değişiklik görülmediğini belirtmişlerdir.

12.2. Yemlik ve suluklar:
Yemlik olarak değişik tipte kaplar kullanılabilir. Küçük bardaklar, porselen veya plastik kaplar ve metal tepsiler bu amaç için uygundur. Yem zayiatı, yemliklerin üzerine tel kafes konularak azaltılabilir. Çok sayıdaki günlük civcivler için en ucuz ve en etkin yemlikler yumurta viyolleridir. Bir haftalık civcivlerin canlı ağırlık artışlarının yüksek olduğu göz önüne alındığında viyoller yetersiz olacaktır ve yemlik olarak üzeri tel örgü ile kaplı kanal şeklindeki yemliklerin kullanılması zayiatın önüne geçilmesi için uygun olacaktır. Açlık nedeniyle ölüm veya yetersiz büyümenin önüne geçilmesinde yem miktarından çok yemlik sayısı önem taşımaktadır (15).
Küçük birimlerde, kafes kuşları için kullanılan plastik su kapları suluk olarak kullanılabilir. Bileşik kafeslerde U şeklindeki kanal suluklar kafeslerin arkasına takılabilir. Yer yetiştiriciliğinde yarım litrelik suluklar uygundur, ancak civcivlerin boğulmalarını önlemek için temiz çakıl taşları kullanılmalıdır (15). Her bir bıldırcın için 1.25-2.50 cmlik yemlik, 0.65 cmlik suluk hesaplanabilir (20).

12.3. Altlık:
Kafes yetiştiriciliğinde günlük civcivlerin ayaklarının kafes tabanındaki tel örgüye takılmasını önlemek amacıyla 1-2 hafta süreyle gazete kullanılabilir. Bu aynı zamanda ortamdaki hava sirkülasyonunun civcivler üzerinden olmamasını sağlar. Özellikle yer yetiştiriciliğinde ihtiyaç duyulan altlık, iri marangoz talaşı veya hızar talaşı adı verilen toz halinde olmayan odun artıklarıdır. Bu ve benzeri altlıklarda dikkat edilecek nokta yabancı cisimleri ihtiva etmemesidir. Bıldırcınlar yabancı cisimlere karşı diğer kuşlar gibi çok meraklıdırlar ve tel, çivi ve benzeri cisimleri yutmaları neticesinde kursak delinmeleri şekillenebilir (15).

12.4. Işıklandırma:
Havenstein ve ark. (24) bıldırcın civcivlerine ilk 2 hafta devamlı, yumurtlama kafeslerine alınıncaya kadar 6 saat ve yumurtlama döneminde 14 saat ışık uygulamışlardır.
Sefton ve Siegel (59) civcivlere ilk 5 hafta devamlı daha sonra 16 saat ışık vermişlerdir.
Merkley ve Garwood (48) ilk 21 gün devamlı aydınlatma, 21-49. günler arasında 6 saat, daha sonra her gün 0.5 saat uzatarak 16 saat ışık uygulamışlardır. Bu uygulama sonucunda gruplara göre 80-91. günler arasında yumurtaya başlayan bıldırcınların ilk yumurtlama canlı ağırlıkları 131 ile 156 gram arasında değişmiştir.
Abplanalp (2) ışık yoğunluğunun yumurta verimini tavuklardaki gibi etkilediğini göstermiştir. 14 saatlik ışık süresi 7-8 haftalık bıldırcınlarda yüksek oranda yumurtlamayı uyarır. Işık süresinin artırılması daha erken seksüel olgunluk sağlar. Aynı şekilde gün uzunluğunun azalması da seksüel olgunluğu geciktirebilir (78). Stein ve Bacon (67) bir günlükten itibaren bıldırcınlara günde 14, 8 ve 6 saat ışık uygulamışlar, ilk yumurtlama yaşını sırasıyla 42.8, 112.7 ve 130.8 gün olarak tespit etmişlerdir. Aynı bıldırcınların 165 günlük yaşa kadar sırasıyla % 100, 65, ve 62sinin yumurtladığını ifade etmişlerdir.
Okamoto ve ark. (54) 14 saat ışık ve 24 saat ışık verdikleri 2 deneme grubunda elde ettikleri sonuçlara göre, 14 saat ışık dişilerin büyümesini ve yemden yararlanmasını etkilememiştir. Ancak 14 saat ışık alan erkekler ise daha iyi büyüme ve yemden yararlanma performansı göstermişlerdir.
Woodard ve ark. (82, 83) ışık rengi ve şiddetinin bıldırcınlarda büyüme ve seksüel olgunluk üzerine olan etkisini inceledikleri çalışmalarında oldukça ilginç sonuçlar elde etmişlerdir. 10 lüks veya daha fazla şiddetteki yeşil veya mavi ışıkta 5. haftaya kadar büyütülen dişiler kırmızı veya beyaz ışıkta büyütülenlerden daha az gelişme göstermişlerdir. Kırmızı ışıkta yetiştirilenlerin seksüel olgunluğu daha erken şekillenmiştir. Kırmızı ışıkta yetiştirilen erkeklerin testis gelişimi yeşil ışıkta yetiştirilenlerden iki kat, mavi ışıkta yetiştirilenlerden üç kat daha fazla olmuştur. Kırmızı ışıkta büyütülen dişilerin yumurta verimi mavi ve yeşil ışıkta yetiştirilen dişilerden 2 hafta önce ve daha fazla miktarda gerçekleşmiştir. Fertil yumurta miktarı mavi ışıkta yetiştirilen dişilerde daha az bulunmuştur.
Kobayashi ve ark. (34) 411 bıldırcın civcivi ile yaptıkları çalışmada düşük (3.8-4.7 lux), orta (46-83 lux) ve yüksek (1620-1746 lux) ışık şiddeti uygulamışlar, ışık şiddetinin erkeklerin yaşama gücünü ve canlı ağırlığını etkilemediğini, dişilerde ise düşük ışık şiddetinin canlı ağırlığı düşürdüğünü, orta şiddette ışık uygulamasının testis ve ovaryum ağırlığını arttırdığını tespit etmişlerdir. Orta şiddette ışığa maruz bırakılan erkeklerin tamamı 46 günlükken ejekülat vermiş, bu grubu yüksek ışık şiddeti grubu % 81 ve düşük ışık şiddet grubu % 5 ile takip etmiştir. 53 günlük dişilerde orta grubun % 97si, yüksek grubun % 71i ve düşük grubun % 9u yumurtlamıştır.

12.5. Tutma ve taşıma:
Bıldırcınların tutulması genellikle elle yapılır. Özellikle civcivler fazla sıkıştırılmadan avuç içinde, ergin bıldırcınlar ise kanatları zapt edecek şekilde sıkıca tutulmalıdır. Uzun süre elde tutulan bıldırcınlarda kusma veya şoka kadar varabilen bayılmalar görülebilir.
Civcivlerin taşınmasında özellikle çevre ısısına, civciv sayısına ve yeterli hava girişine dikkat edilmelidir. Nakliye sırasında soğukla karşılaşan civcivler birbirlerine sokulur hatta üst üste yığılırlar. Bu nedenle bunalan, nefes alamayan ve ezilen civcivler ölebilirler. Ergin bıldırcınların taşınmasında ise çevre ısısı civcivlerdeki kadar önemli olmamakla birlikte, bir arada bulunacak bıldırcın sayısına ve havalandırmaya dikkat edilmeli, aşırı sıcak havalarda az sayıda bıldırcın mümkünse kafeslerde taşınmalıdır.

12.6. Çiftleşme:
Normal çiftleştirme oranı bir erkeğe 3 dişi bıldırcın olmasına rağmen bilimsel çalışmalarda bir erkeğe 2 dişi bıldırcın verilmektedir. Woodard ve Abplanalp (79) 20 ile 24 arasında bıldırcının yer aldığı sürülerde cinsiyet oranını 1:1den 1:6ya kadar uygulamışlar, en yüksek fertilitenin 1:1 ve 1:2 oranlarında görüldüğünü, erkekler uzaklaştırıldıktan sonraki döllülük süresinin 9-10 gün olduğunu bildirmişlerdir. 6 aylık yaştaki erkek ve dişilerin fertilitesi azalmış, fertil yumurtaların kuluçka verimi yaşlı erkeklerle çiftleşen genç dişilerin aksine yaşlı dişilerde azalmıştır. Genç dişilerin yaşlı dişilerden daha sık çiftleştikleri ve genç erkeklerin yaşlı erkeklerden iki kat daha fazla başarılı çiftleşmeyi gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir. Aynı araştırıcılar bir başka çalışmalarında (80) 44. haftaya kadar kuluçkadan çıkış oranının % 70 civarında olduğunu ve daha sonraki haftalarda düşüş görüldüğünü bildirmişlerdir.
Kumar ve ark. (36) genç (142 günlük) ve yaşlı (170 günlük) erkek ve dişi bıldırcınlarla yaptıkları çalışmada grupları oluşturduktan 4 gün sonra yumurta toplamaya başlamışlar, 1 hafta süreyle topladıkları yumurtaları kuluçkaya koymuşlardır. Elde ettikleri sonuçlar Tablo 11de verilmiştir.
Suni tohumlama uygulamasının değişik masaj teknikleri kullanılarak Japon bıldırcınlarında kullanılabileceği bildirilmiştir (73), fakat tohumlama uterus içine bir hipodermic iğne ile sperma depolamak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama ile 4-6 gün süreyle % 75 fertil yumurta elde edilmiş, herhangi bir ölüme rastlanılmamış ve yumurta verimi etkilenmemiştir. Marks ve Lepore (46) uyguladıkları basit bir intravaginal suni tohumlama tekniği ile dişi bıldırcınların % 83ünden fertil yumurta elde etmişler, 1 hafta süreyle topladıkları yumurtaların % 56sının (% 45-73) fertil olduğunu belirlemişlerdir. Yumurta verimi ve mortalitede olumsuz etkisini görmemişlerdir.

 

Tablo 11. Genç ve yaşlı erkek ve dişilerden elde edilen yumurtaların kuluçka verim özellikleri ile çıkan civcivlerin canlı ağırlıklarına ait özet bilgiler (36).
                        Genç Erkek      Genç Erkek     Yaşlı Erkek   Yaşlı Erkek
                             X               X               X             X
                         Genç Dişi       Yaşlı Dişi      Genç Dişi     Yaşlı Dişi
Yumurta fertilitesi,         % 71.0        81.4            64.9           76.6
Kuluçka randımanı,           % 55.8        67.6            51.1           60.1
8.hf canlı oranı,            % 80.1        77.8            71.1           83.1
8.hf canlı ağ.,              g 176.2       174.6           168.0          169.2

 

a
30-10-2012 07:23

    Bıldırcın hastalıklar

    emine Emine Fire Avatar

    13. HASTALIKLAR
    Hastalıklara karşı, tavuk ve diğer kanatlılara nazaran daha dayanıklıdırlar, ancak Japon bıldırcınlarının kanatlıları etkileyen birçok hastalığa duyarlı oldukları bildirilmiştir. Edgar ve ark. (19) bıldırcınların, kanatlı çiçeği, Newcastle, enfeksiyöz bronşit, birkaç Salmonella türü, Pasteurella multocida, patojenik bir E. coli suşu, Aspergillus fumigatus, Trichomonas türleri ve Histomonas meleagridise duyarlı olduklarını ifade etmektedirler.
    Tavuk koksidiyozunun bilinen dokuz türünden sekizine ve hindi koksidiyozunun üçüne duyarlı değildir.
    Capillaria obsignata ve Heterakis gallinae arasıra görülür fakat Ascaridia galli bıldırcınlarda olgunlaşamaz. Bazı araştırıcılar (38, 41) Japon bıldırcınlarını Heterakis gallinarum ve Histomonas meleagridis ile enfekte etmişler fakat parazitler gelişememiştir.
    Hill ve Raymond (26) IAE virusu inokule edilen civcivlerle birlikte tutulan bıldırcınlarda avian ensefalomiyelitis vakası bildirmişlerdir. Rauscher ve ark. (56) bıldırcın embriyosunda, Influenza A, B, C ve D, Kabakulak, Newcastle, Enfeksiyöz bronşit, Laringotrakeit, Kanatlı çiçeği, Vaksinya, Veziküler stomatit ve Rous sarcoma viruslarının gelişebildiğini tespit etmişlerdir.
    Hastalıklardan korunmak amacıyla tavuk civcivleri için gerekli olan temizlik ve bakım şartlarına bıldırcınlar için de uyulmalıdır.

    14. KAYNAKLAR
    Bu yazıda verilen kaynaklarla ilgili olarak sinal@selcuk.edu.tr adresine mail gönderebilirsiniz.
    Kaynak: http://veteriner.selcuk.edu.tr/veteriner/not_soru/bldr.htm
     

    a
    30-10-2012 07:24

      4 ay önce kurulan bıldırcın çiftliğinden günde 3 bin 500 yumurta alıyorlar (Özel)

      emine Emine Fire Avatar

      4 ay önce kurulan bıldırcın çiftliğinden günde 3 bin 500 yumurta alıyorlar (Özel)

      bıldırcın
       Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi bünyesinde kurulan Teknokent firmaları Ar-Ge çalışmaları yaparak yerel kalkınmaya yardımcı oluyor. Bu firmalardan Emkavet Isparta´nın Şarkîkaraağaç ilçesinde 4 ay önce kurduğu bıldırcın çiftliğinden verim almaya başladı.
      Çiftlikteki 5 bin bıldırcından günlük 3 bin 500 yumurta alınıyor. Şirket, yumurtaların 2 bin 500 tanesini yeni bıldırcın üretmek için kuluçkaya ayırırken, bin tanesini ise marketlere pazarlıyor.

      Bıldırcın çiftliğini yeni kurmalarına rağmen yumurtayı pazarlamada hiç sıkıntı çekmediklerini, hatta çok fazla talep olduğunu belirten SDÜ Şarkîkaraağaç Meslek Yüksekokulu Veterinerlik Bölüm Başkanı ve Emkavet Şirketi sorumlusu Kağan Ayanoğlu, "Kırmızı etteki fiyat artışının ardından bıldırcın fiyatları da yaklaşık yüzde 100 zamlandı. Dışarıdan bıldırcın satın almak yerine her gün üretilen yumurtanın yarısından fazlasını kuluçkaya ayırarak yeni bıldırcınlar üretiyoruz. Çevrede bu işi yapmak isteyenlere de piyasa fiyatının altında bıldırcın satarak yardımcı oluyoruz." dedi.

      Ayanoğlu, Şarkîkaraağaç bölgesini iklimsel ve konum olarak bıldırcın yetiştiriciliği için çok uygun, bakir ve kazançlı bir yer olarak tanımlıyor. Türkiye´deki bıldırcın çiftliği sayısının da oldukça az olduğuna dikkat çeken Ayanoğlu, bu durumun iyi değerlendirilmesi halinde bölge ekonomisine ciddi katkı sağlanacağını söylüyor. 2 bin adetli bıldırcın çiftliğinin yaklaşık 10 bin TL masrafla kurulabileceğini belirten Kağan Ayanoğlu, şu bilgileri verdi:

      "2 bin bıldırcın bir ayda yaklaşık 2 ton yem tüketiyor. Elektrik, su, ambalaj ve diğer giderler dahil aylık masrafı ortalama 2 bin 200 TL civarında tutuyor. Biz 1 koli bıldırcın yumurtasını 1 TL 20 kuruşa pazarlıyoruz. 2 bin bıldırcın günde bin 650 civarında yumurta üretir. İşçilik masrafı da yoksa yaklaşık olarak bir ayda çiftlikten 5 bin TL ciro yapılabilir." Bir seferde 5 bin yumurtayı kuluçkaya aldıkları bilgisini veren Ayanoğlu, hedeflerinde; 20 bin bıldırcın olduğunu ve bu sayıya ulaştıktan sonra kesime bıldırcın göndermek olduğunu vurguluyor.

      Bıldırcın yetiştiriciliğinin, gelişmekte olan ülkelerdeki hayvansal protein açığını karşılamak için pratik ve uygulanabilir bir seçenek olduğunu belirten Kağan Ayanoğlu, "Bıldırcınların vücut yapılarının küçük olması ve birkaç yüz adet bıldırcının küçük bir alanda muhafaza edilmesi mümkündür. Barınak ve binalarının yapımı ve gerekli malzemelerinin temin edilme maliyetleri diğer hayvansal üretimlere göre daha ucuz ve temin edilebilirdir. Bıldırcının kasaplık olarak yetişme süresinin 6 hafta olması ve bu sürede tükettiği yemin miktarının az olması nedeniyle ekonomik krizlerden etkilenme olasılığı daha azdır. Ayrıca, bıldırcınlar köy ve aile şartlarında da ticari amaçla üretilebilir." diye konuştu.

      Bir buçuk yıl süreyle ´Köy şartlarında bıldırcın yetiştiriciliğinin yapılabilirliğini uygulamalı olarak araştırdığını belirten Ayanoğlu, hazırladığı projenin Kaymakamlık ve Belediye Başkanlığı tarafından uygulanabilir bulunduğunu, Kaymakam Mehmet Akçay´ın da desteğiyle Sosyal Yardımlaşma Vakfı´nın yeşil kartlı maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara krediyle bıldırcın ve kafes vermeye başladığını belirtti.

      Bıldırcın yetiştiriciliğinin yumurta ve et ticareti üzerine yapıldığını belirten Ayanoğlu, şunları anlattı:

      "Bıldırcınlar yılda 250-300 yumurta verirler. Yumurtaları 9-12 gr. ağırlığındadır. Bıldırcın yumurtası tavuk yumurtasına göre fosfor ve demir bakımından daha zengindir. Ayrıca bıldırcın yumurtasının tadı tavuk yumurtasına benzer, ama daha lezzetlidir. Yumurtalar genellikle, katı haşlama, salamura, kızartma ya da omlet şeklinde servis yapılır ve büyüklükleri dolayısı ile çerez veya salata malzemesi olarak kullanılmaktadır. Yumurtanın çiğ olarak içildiğinde astım hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Bıldırcın eti, yemek lezzeti bakımından müşteriler arasında artan bir popülarite kazanmakta olup, özellikle yağı ve kolesterolü düşük hayvansal protein kaynaklı gıdaların aranmasında uygun fiyatlı iyi bir alternatif olmaktadır."

      http://www.haberler.gen.al/2010-03-10/4-ay-once-kurulan-bildircin-ciftliginden-gunde-3-bin-500-yumurta-aliyorlar-ozel/

       

      a
      30-10-2012 07:27

        Bıldırcın nedir? Bıldırcın hakkında kısa bilgilendirme yazısı. Bıldırcın hakkında bilgi

        emine Emine Fire Avatar
        Bıldırcın nedir? Bıldırcın hakkında kısa bilgilendirme yazısı. Bıldırcın hakkında bilgi.

        Tavukgiller takımının sülünler familyasından eti oldukça rağbet gören, göç eden bir kuştur. Boyu 15 cm. uzunluğundadır. Sırtı kahverengidir, karnına doğru pasrengi ve kreme yakın açılır. Gözlerinin etrafında beyaz renkli halkalar bulunur. Kanat tüylerinde siyahımsı kahverengi zemin üzerine kırmızı kirli sarı, enine lekeler vardır.

        Bıldırcın Avrupa, Orta Asya, Afrika ve Anadoluda yaşar. Sadece kuluçka yerine geçici bir zaman için yerleşir. Göçleri, mevsime, havaya göre değişir. Bıldırcınlar geceleri çok alçaktan uçarak göç ettikleri için ağlar gerilerek kolayca yakalanırlar. Kalabalık sürüler halinde Akdenizi geçerken büyük
        bir kısmı yorgunluktan ölür.

        Ülkemizde özellikle yumurtası çok sevilmekte olup. Bıldırcın eti de yaygın olarak satılıp yenilmektedir

        a
        30-10-2012 07:28

          Günde 4 Bin 500 Bıldırcın Yumurtası Satıyor

          emine Emine Fire Avatar
          Günde 4 Bin 500 Bıldırcın Yumurtası Satıyor
          Uşak´ta yaklaşık 25 yıl önce hobi olarak kurduğu çiftlikte bıldırcın yumurtası üretmeye başlayan Firuzan Saçlı (60) günlük 4 bin 500 yumurta üreterek Türkiyenin değişik illerine bıldırcın yumurtası satıyor.

          Uşak Merkez Bölme Kasabasında kurduğu çiftlikte yaklaşık 8 bin bıldırcın beslediğini ve sektörün teşvik kapsamına girmemesinin kendilerini üzdüğünü ifade eden Firuzan Saçlı, Türkiyede bıldırcın yumurtası üreten çiftlik sayısının çok az olduğunu kaydetti.

           Yaklaşık 27 yıl önce bir arkadaşına ziyarete gittiğinde kendisine ikram edilen bıldırcın yumurtasını yiyerek bıldırcına merak sardığını anlatan Saçlı, geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan kuş gribi hastalığının sektörü olumsuz etkilediğini ancak yeniden toparlanmaya başladıklarını söyledi. Bıldırcın yumurtasının tavuk yumurtasına oranla daha lezzetli olduğunu özellikle gelişim çağındaki çocuklara faydalı olduğunu kaydeden Saçlı, Bıldırcın yumurtasını bir kez yiyen bir daha vazgeçemezdedi.

          KRİZLER VE KUŞ GRİBİ SALGINI SEKTÖRÜ OLUMSUZ ETKİLEDİ

          Bıldırcın çiftliği kurmaya karar vermeden önce bir kitap satın alarak bıldırcın ve yumurtası hakkında bilgiler edindiği de anlatan Firuzan Saçlı şunları söyledi; Kitapta bıldırcın yumurtasının insan sağlığı üzerindeki faydaları görünce bir çiftlik kurmayı kararlaştırdım. Sadece sağlığa olan faydası değil ekonomik olarak ta kazançlı çıkacağımı düşündüm.

          Ancak krizler sektörü çok olumsuz etkiledi. Kuşların çoğunu satmak zorunda kaldık. Üretilen yumurtaları satamaz olduk. Çünkü bıldırcın yumurtası tavuk yumurtasına oranla iki kat daha pahalı. Böyle olunca işler kötü gitti ve çiftliğin kapısına kilit vurdum. 7 yıl ara verdikten sonra yeniden başladım. Bu seferde dünyada kuş gribi salgını başladı. İlk zamanlarda Türkiyeye gelmeyeceğini bizi etkilemeyeceğini düşündük. Ancak salgın yayıldıkça risk arttı. Biz yine iş yapamaz hale geldik. Korkumuzdan kuşlara dahi yaklaşırken tereddüt ettik. Bu zorlukları da aşarak yolumuza devam ettik ve bugün 8 bin civarında bıldırcınımız var.

          Günde 4 bin 500 adet yumurta üretiyoruz. Yaşanan bu olumsuzluklardan sonra yeniden pazarımızı oluşturduk. Ancak devlet bu sektörü hiçbir destek sağlamadı. Tavuk sektörüne bir çok destek verilmesine karşın bize neden destek verilmediğin anlamış değiliz. Son çıkan teşvik paketinden yararlanmak için yasa çıkmadan gerekli girişimleri yaptık ama yine sonuç alamadık ve bize teşvik verilmedi. Çiftliğimiz hijyen kurallarına uygun koşullarda ve Tarım İl Müdürlüğü yetkililerince sürekli denetleniyor

          TAVUK YUMURTASINDAN DAHA LEZZETLİ

          Bıldırcın yumurtasının tavuk yumurtasına göre çok küçük olduğunu ve yumurtanın dış görüşüne aldanan bir çok insanın bu lezzetten mahrum kaldığını da söyleyen Saçlı, Bir çok insan bıldırcın yumurtasının dış görünüşüne bakarak kötü bir besin olduğunu düşünüyor. Ancak bu yumurtayı bilen insanlar tavuk yumurtasından pahalı olmasına rağmen tercih ediyor.

          Çünkü daha sağlıklı ve lezzetli bir yumurtadır. Bir çok müşterimiz ilk defa geldiklerinde yumurtanın dışına bakarak almak istemiyor. Ancak alıp yedikten sonra da alışkanlık haline getiriyor. Bu nedenle Pazar sorunumuz yok. Biz ürettiğimiz yumurtaların çoğunu il dışına gönderiyoruz. Müşterilerimiz sürekli bizi arayarak sipariş veriyorlar biz bu siparişleri karşılamakta zorlandığımız zamanlar oluyor. Gaziantep, Malatya, İstanbul, İzmir ve Ankara gibi illerden daha fazla talep alıyoruz. Bıldırcın yumurtası daha lezzetli ve kokusuz olduğu için özellikle çocuklara tavsiye ediyoruz. Hem küçük hem tavuk yumurtasındaki o koku olmayınca çocuklar daha kolay tüketiyordedi.

          BİR ÇOK HASTALIĞA İYİ GELİYOR

          Bıldırcın yumurtasının bronşit, astım, şeker hastalığı, nefes darlığı ve cilt rahatsızlıkları gibi bir çok hastalığa iyi geldiğini özellikle gelişim çağındaki çocukların tüketmesinin faydalı olacağını da sözlerine ekleyen Firuzan Saçlı, Bazı hastalıklarda doktorlar tarafından da tavsiye edilen bir besin kaynağıdır. İri zeytin tanesi kadar bir büyüklüğe sahip olması ve kokusuz olması daha kolay hazmedilmesini sağlıyor.

          Normal insanlarda bronşit, astım, nefes darlığı, şeker, bazı cilt rahatsızlıklarına iyi geliyor. Yüksek vitamin ve proteine sahip olan bıldırcın yumurtası tavuk yumurtasının kullanıldığı her alanda kullanılır ve tüketilebilir. Biz özellikle gelişim çağında olan üç ile 7 yaş arasındaki çocukların bu besini tüketmesini öneriyoruz.

          Sağlıkçı olmasak ta yaptığımız işin insan sağlığı üzerinde ne gibi etkileri olduğunu araştırdığımız için biliyoruz. Çocuklara bıldırcın yumurtası çiğ olarak ta verilebileceği gibi sütün içerisine karıştırılan balla da verilebilir. Anne babalar bir kez denesin bir daha vazgeçemeyecekler hem kendileri hem çocukları için alışkanlık haline getireceklerdirdiye konuştu.

          http://www.nethabercilik.com/haber/gunde-4-bin-500-bildircin-yumurtasi-satiyor.htm
          a
          30-10-2012 07:29

            Bıldırcın Izgara Tarifi Yemek Tarifi

            emine Emine Fire Avatar

            Bıldırcın Izgara Tarifi

            Kategori : Izgaralar

            Bıldırcın Izgara

            Malzemeler
            5 adet bıldırcın
            tuz
            karabiber

            Yapılışı
            Bıldırcınların tüylerini yolup, ıslak bir bezle iyice silin. Yıkayıp, kuruladıktan sonra ortalarından ikiye kesip, içini temizleyin ve kemiklerini çıkarın. Sert bir cisimle (merdane veya et tokmağı) ile etleri ezip yassıltın. Daha sonra tuzlayıp, ızgaraya koyun. Bir tarafı, pişince diğer tarafını çevirip, pişirin. Tuz, karabiber serpip, servis yapın.

             

            a
            30-10-2012 07:31

              Bıldırcın avı

              emine Emine Fire Avatar

              Bıldırcın avı 

              bıldırcınavı
               
              Bilindiği gibi atmaca ve bıldırcın mevsimindeyiz. Şimdi anlatacak olduğum hikâye 2 gün önce başıma geldi ve olayın orjinalliği bakımından LAZ-HEMŞİNLİ diye 2 kısımda anlatacağım. Sadece olayın komedi olması nedeniyle.


              Perşembe günü Suminatlı kuzenlerim Süleyman UYUMAZ, Engin UYUMAZ ve Suminat köyünden birkaç arkadaş Bıldırcın avlamak üzere Suminatlıların ÇARİNİ diye adlandırdıkları dağa çıktık. Gece çayımızı demledik, çerezlerimizi açtık, sohbet gırla... Ama ortada 1 Hemşinli var oda ben. Normalde hemşinliler pek kuş avına gitmez. Ama dayı tatrafından bulaştığı için bende var avın hertürlüsü. Gelelim konuya. Sabah olur meraya dalarız. Ben yeni Haşlak(heves) en önde atladım çaylığa. Arkamda 6 tüfekli Laz.. Başladık avlanmaya, herşey tıkırında. Taki benim önümden bir tane orman kekliği kalkana kadar! arkamda bir gürültü; ortici nana....ortici nana... Tak..tuk...güm..pat...taktak..ta.tak... Ben zor attım kendimi yere. Lazlar heyecanlanmış ve panikte.. Sürekli fişek atıyolar. Ben garip hemşinli ne bilir bıldırcın anasını... Bildiğimiz orman kekliği mam lazlar ona ortici nana yani bıldırcın anası diyorlar. binde bir çıkıyormuş karşılarına. Kuş gitti bende postu deldirmeden kalktım ve hiç çaktırmadan sordum; nereye düştü? Hepsi bana bi baktı... biran "ahan şimdi vuracaklar beni." diye düşündüm.  Av bitti meradan çıktık. Yorumlar başladı tüfekler boş. Dedim "ula keresteler az kalsın beni vurdunuz." Teyzeoğlu Engin atladı ordan, "olurmi teyzeoğlu seni göremedukki!" Görse vuracak yani... Saygılarımla..

              a
              30-10-2012 07:33

                Bıldırcın Yaşama Şekli

                emine Emine Fire Avatar

                Bıldırcın

                Bıldırcın yaklaşık 20cm. boyunda,50-120 gr. ağırlığında,kısa yumurta biçiminde kısa kalınca gagalı,kısa kanatlı kısa kuyruklu bir göçmen kuştur.Latince adı: Coturnix coturnix tir.Başının üstü kızıl kahverengi olup,boylamasına üç çizgi vardır.Vücudunun her iki yanında uzunlamasına seyirli kirli beyaz ve kahverengi çizgiler bulunur.Bu çizgiler karına yaklaştıkça soluk renk alır ve karın kirli beyaz , sarı-gri arasında bir renktedir.Erkeğinde baş altında koyu renkli kolye bulunur.Dişide bu kolye bulunmaz,buna karşılık dişilerin göğsünde kahverengi fazladır.
                 
                Yaşama Şekli :
                Bıldırcın en çok buğday olmak üzere sırasıyla arpa,yulaf ayçiçeği anızları ve domates tarlalarında yerleşip yaşamayı severler.Tarlaların kesilmesi ile birlikte yere düşen tanelerle beslenip yağlanır.Gündüz tarlalarda keşilmiş ekin sapları,saman yığınları,çalılar arasına gizlenir.Kendisine iyice yaklaşılmadıkça kolay kolay uçmaz.

                 
                Avcılığı:
                Mantuka tabir edilen bir sopayla çalı diplerine vurarak sinmiş bıldırcınlar uçurulur ve tüfekle vurulur.Köpekli avcıların dahi çok rağbet ettikleri bu sopa sıcaktan kokuyu atlayan köpeğe yardımcı olarak kullanılır.

                Bıldırcın avı genelde sabah ve akşam üzeri yapılır.Öğle sıcağında bıldırcın kolay kolay kalkmaz.Yerden pek yükselmeden çok defa hafif kavisli bir istikamet ederler.İlk kaldırıldığında vurulmamışsa konduğu yere dikkat edilerek tekrar bulmak mümkündür.Bıldırcın avı için silindir(kaval) şoklu tüfekler ve hafif dolu fişekler (28-30 gr.) tercih edilmelidir.

                Atmaca ile bıldırcın avı ise, Karadeniz Bölgesinde çok sevilen ve yüzyıllardır yapılmakta olan bir avlanma şeklidir.

                Yemeği:
                Dünyada mevcut av kuşları arasında eti en makbul olan bıldırcındır.
                Bıldırcın ne kadar mümkünse o kadar taze yenilmelidir.Bıldırcın tıpkı balık gibidir.Ne kadar taze olursa o kadar lezzetli olur.Çeşitli yemekleri yapılır.
                Bostan patlıcanın içine konarak fırında ve tencerede pişirildiği gibi ızgarası veya tavada kızartması da gayet lezzetli olmaktadır.

                 

                a
                30-10-2012 07:34

                  Egzos tamircisi kuluçka makinasına çevirdiği buzdolabında bıldırcın üretiyor

                  emine Emine Fire Avatar
                  Egzos tamircisi kuluçka makinasına çevirdiği buzdolabında bıldırcın üretiyor

                  Manisa´nın Turgutlu ilçesinde egzos ustası, eski buzdolabına kurduğu sistemle kuluçka makinesinde bıldırcın üretimi yapıyor.

                  Turgutlu´nun Selvilitepe Mahallesi´nde egzos tamirciliği yapan Tuncay Şenhazar (32), tamirhanesinin bir bölümünde eskimiş bir buzdolabını kuluçka makinesine dönüştürerek bıldırcın üretiyor.

                  Hobi olarak bir yıl önce bıldırcın yetiştiriciliğine başlayan Şenhazar, kuluçka makinasına çevirdiği eski buzdolabı sayesinde, son üç ayda 300 adet bıldırcının sahibi oldu. Hayvanları çok sevdiğini söyleyen egzos tamircisi Tuncay Şenhazar, "Zaman geçirmek için başladığım bıldırcın üreticiliği ile şimdi bir çok yavru ve yetişkin bıldırcınım oldu. İleride amacım, yeterli belgeleri aldıktan sonra bu işi daha da büyütmek. Şu an bıldırcın merak edenlere, kendi özel üretmimizden elde ettiğimiz bıldırcınlardan vererek bu hayvana olan ilgiyi arttırıyoruz." dedi.

                  Bıldırcın yumurtasının, astım ve solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiğini belirten Şenhazar, "Etiyle, yumurtasıyla oldukça faydalı olan bu kuş türünün Turgutlu ve çevresinde çoğaltılması için uğraşıyorum. Herkese bıldırcın yetiştirmesi için tavsiyede bulunuyorum." diye konuştu. Şenhazar, merak eden herkese bıldırcın edinmeleri konusunda yardımcı olacağını belirtti.


                  (CİHAN)

                  http://www.gazetegercek.com/egzos-tamircisi-kulucka-makinasina-cevirdigi-buzdolabinda-bildircin-uretiyor.html
                  a
                  30-10-2012 07:36

                    Bıldırcın Yemi

                    emine Emine Fire Avatar

                    Bıldırcın

                    BILDIRCIN

                    Bıldırcın ve Bıldırcın Avı

                    DIŞ GÖRÜNÜMÜ VE ÖZELLİKLERİ

                    Sülüngillerin en küçüğüdür. Genelde erkek ve dişi aynı görünüştedir. Erkekler, gerdanlarındaki koyu lekeden ayırt edilebilirler. Erginlerde baş, açık boz kahverengidir. Gaga dibi ve alından başlayan koyu ince şeritler enseye kadar iner. Sırtı ve kuyruğu boz kahverengi, üzeri boyuna san çizgili ve koyu lekelidir. Kanatları ve kanat örtü tüyleri ise enine sarı çizgilidir. Göğsü sarı kahverengi ve koyu benekli, karın kısmı kirli beyaz, krem rengidir. Kanatları örten yan tüyler kahverengi boyuna sarı çizgili, üzerleri koyu kahverengi lekelidir. Gaga, gri-boz, ayaklar kirli sarı renklidir. Hızlı kanat çırpışları ile alçaktan uçar. Uzak mesafeye gitmez. Konacağına yakın kanat süzer ve kanat çırparak konar. Boyu 18 cm. civarındadır. Çiftleşme zamanı günün erken saatlerinde ve akşam üstleri, hatta geceleri bile erkekler uzaklardan duyulabilen bir sesle pıt-pıdıyk, pıt pıdıyk diye öterler. Ürktüğü ve havalandığı zaman hızlı kalktıkları için kanatlarından pirinnnn diye bir ses çıkar.

                     

                    Yurdumuzda rastlanan bıldırcınların bir bölümü yaz göçmeni, bir bölümü de geçit kuşudur. İlkbaharda yurdumuza gelen bıldırcınlar Marmara ve Egenin yüksek yerlerindeki yaylalar ve tarlalarda Orta ve Doğu Anadoluda ekin tarlaları, otlaklar ve yaylalarda yuvalanırlar. Toprağı hafifçe eşerek açtığı kuru bir yuvada dişi 18-20 gün yatar. Yavrular 2inci hafta sonunda uçmaya başlar. 6 hafta sonra anaları kadar olur ve ağustos sonu eylül başında güneye göç edecek hale gelirler. Özellikle eylül, ekim aylarında Karadeniz, Marmara ve Trakya Bölgelerinde rastlanan bıldırcınlar kuzeyden gelen geçit kuşudur. Romanya, Ukrayna ve Kırım ovalarında kuluçkaya yatan bu kuşlar sonbaharda yurdumuz üzerinden güneye geçer. Bir kısmı da Akdeniz ve Güney Egedeki ovalarda kışı geçirirler. Bıldırcınlar ekin tarlalarında kuru kısa otluklarda, meralarda yaşarlar.

                    Keklikler gibi sürü halinde bulunmazlar. Tek veya bir kaçı bir arada gezerler. Ekin taneleri, ot tohumları, bitkilerin körpe kısımları ile beslenirler. Yavrular ilk 4 hafta böcek, kurt, tırtıl, karınca yumurtası ile beslenir. Yurdumuzdan başka bütün kuzey yarım küresinde bulunur. Kışı Orta Afrikada geçirirler. BILDIRCIN AVI Her yeni av sezonu bıldırcın avıyla açılır. Avcılığa yeni başlayanların genelde ilk gittikleri av, bıldırcın avıdır. Diğer avlara nazaran daha kolaydır. Yeterince avlanma olasılığı yüksek olduğu için de zevklidir. Çok az giyim ve teçhizat gereklidir. Av merası; anız tabir edilen tarlalar, kısa otluklar, gündöndü veya diğer sebze türü bitkilerin mevcut olduğu tarla ve bahçelerdir. Ava yeni başlayanlar, bu arazilerde kolayca yürüyebilirler. Bıldırcın, genelde düz uçuşlu bir kuş olduğu için tecrübeli avcılar nadiren boşa atarlar. Ancak, bütün bunlara rağmen bıldırcın avının da kendine göre bazı incelikleri vardır.

                    TÜFEK

                    Bıldırcın avının tüfeği, avcılığa yeni başlayanlar için, her avda olduğu gibi 12 çaplı bir silahtır. Bu silahın namlu boyu 60-65cm., şokları da 4/4 (silindir/ silindir) veya 2/4 (silindir / yarım silindir) olabilir.

                     

                    FİŞEK

                    Kullanılacak fişekteki saçmalar l0 veya 11 numara olabilir. Bu noktada avcıların sıkça içine düştükleri bir yanlışlık da, bu ava giden avcıların genellikle ellerindeki kötü fişekleri bıldırcın avında kullanmalarıdır. Bu davranış tamamen yanlış olup, avcı etiğine ters düşer.

                    KIYAFET

                    Bıldırcın avı yurdumuzda ağustos ayı ortasında başlar. Bir gömlek, yelek ve fazla kalın olmayan ama diken geçirmeyen bir pantolon ile yüksek konçlu rahat bir spor ayakkabı bu iş için yeterlidir. Giyim konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta üstünüze giyeceğiniz kırmızı bir yelek ve özellikle kırmızı bir şapkadır. En sık av kazaları, özellikle meraların da kalabalık olması nedeniyle bıldırcın avlarında meydana gelmektedir, iyi bir güneş gözlüğü, sizi belki de gözünüze gelebilecek bir saçmadan korur.

                    a
                    30-10-2012 07:37
                      Gelişmiş editor için Javascript açık olmalıdır
                      ParaKazanma.co